Friday, July 30, 2004

Yarinki Planlar 

Yarin muhtemelen siteye birsey yazamam cunku Erfurt ve Weimar'a gidecegiz Schöneswochenende'yle. Goethe ve Schiller'in evi, Hitler'in Musevileri yaktigi firinlar vs. varmis. Pazar gunu gezi hakkinda detayli bilgi ve fotograflar koyarim zaten. Turkiye'ye donmemize az kaldi, son aylarimizda biraz daha gezelim dedik ;)

Bebis 

Az once bir arkadasimdan forward mail geldi, once cok hosuma gitti cunku cok sirin bir bebek resmi vardi gerci devami da varmis. Zavallimin agzina aci biberi atiyorlar, bizimki alev alev yaniyor.


Cinayete Tesebbus 

Sabah have guzel diye camimi sonuna kadar acip guzel guzel dersimi calisiyordum. Tezim icin gerekli olan makaleleri okuyup mikroekonomiyle ilgili ispat vs. gibi seyleri anlamaya calisirken birden felaket bir gurultu basladi disarida. Ben de malum gurultuye karsi inanilmaz duyarliyimdir. Neyse, once biraz sabrettim ama sonra baktim olacak gibi degil. Bir bes dakika katlandiktan sonra "Aaa, yeter ama bu ne gurultu" diye ayaklandim. Engin de bunu bekliyor olacak ki "ne zaman patlayacaksin diye ben de sabirsizlikla bekliyordum" seklinde bir bakis atti bana, biyik alti gulumsemesini gizlemeye calisarak. Meger disaridaki cimenleri kesiyorlarmis makineyle, onun gurultusuymus benim odamin icini dolduran o tatsiz ses. Sonra mecburen yine oturdum masamin basina ama aklim surekli gurultuye gidiyor, taktim bir kere. Sonunda dayanamayip pencereyi kapattim, gurultu kesildi tabii. Ama bir sure sonra bu sefer de odanin sicagina dayanamayip yine pasa pasa gidip acmak zorunda kaldim cami. Ne bitmez tukenmez cimmis bu anlamadim ben. Saat 10:00da baslayip asagi yukari 12:00ye kadar surdu! Tamam iyi hos cimenlik, yesil cok seviyorum ama bir de su derdi olmasa... Bu arada, ben bu gurultu esliginde ders calismaya ugrasirken bir suru abuk subuk senaryolar uretip o bahcivani o cim makinesiyle binbir farkli sekilde bogup oldurdum :)

Thursday, July 29, 2004

Abarttilar Artik 

Imlech'te okudum. Gmail ve Walla'dan sonra simdi bu en genis mailbox sunma isine Gawab da katilmis durumda ve simdiye kadar verilenlerin hepsinden daha yuksek. Gawab'da iki secenek var: Golden ve Silver uyelik. Golden uyelikte 1001 MB'lik e-mail alani, 10 MB attachment, 14 farkli ara yuz (Islamla ilgili 2 arayuz var ki bana sirketin Arap kokenli oldugunu dusundurdu, bir de ana sayfada ingilizceden baska diger dil sadece Arapca...), 12 farkli dil (Turkce de var), spam/virus korumasi sunuluyor. Silver uyelikte ise Golden'dan farkli olarak sadece 15 MB'lik e-mail alani fakat buna karsi 15 MB'lik attachment hakki ve Pop/smtp destegi bulunuyor. Ilginlenenlere duyurulur...

Kampanya 

Gazetede okudum, Almanya milli takimina yeni teknik direktor olarak Jürgen Klinsmann gelmis ve yaptigi aciklamada en kisa zamanda dunya sampiyonu olmayi planladiklarini soylemis. Bunu okuyunca aklima su Euro2004 sirasinda Almanya'da Mediamarkt tarafindan uygulanan bir kampanya geldi. Yanlis hatirlamiyorsam 3-5 gunluk bir sure verilmisti ve bu sure zarfinda Mediamarkt'tan televizyon alanlara Almanya sampiyon oldugu takdirde butun paralarinin geri odenecegi vaadedilmisti. Bu kampanya sayesinde de satislarda epey bir artis yasanmisti o donemlerde. Gerci sampiyon olsalardi Mediamarkt'in hali harapti ama risk iste...

Turkiye'deki Sicaklar 

Bu aralar, tanidigim herkes Turkiye'deki sicaklardan sikayet ediyor, tabii kumsalda ya da yazliklarinda olanlar haric ;) Hatta biraz once de internette okudum ATM'ler bile sikayetciymis bu bunaltici havalardan :) Soyle ki Adana'da guneste 45 dereceye cikan sicaklik (bana biraz abarti geldi gerci bu sicaklik ama...) ATM'leri de etkilemis ve makineler kartlari taniyamiyormus. Dolayisiyla, vatandaslar da bankamatiklerden islemlerini halledemiyorlarmis.

Hayret ama bugun burada da hava cok guzel ve yavas yavas yazlik kiyafetlerimi cikartip giymeye baslayabiliyorum. Hatta bugun tramde eve gelirken arkadasimla onu konusuyorduk. Ben ki Turkiye'deyken cok usuyen bir insandim, buraya geldim geleli bana bir haller oldu. Tatillerde evime dondugumde incecik kiyafetler giyer oldum ve sanirim bu durum bu kis dondugumde de vucudum tekrar alisana kadar boyle devam edecek. Kar yagarken millet anorak ve atkilarla dolasirken ben hirkayla geziyor olacagim :P

Baby, Think It Over 

ABD'de her 10 ergenden 4'u 20 yasindan once hamile kaldigi icin buyuk bir sorun haline gelen erken hamileligi onlemek icin "Baby, Think It Over" adli proje hayata gecirilmis. Bu proje ABD'de 6 binden fazla okulda uygulanarak 14 yaşındaki gençlere anne baba olmanın zor gerçekleri gosteriliyor. Bu uygulama ise proje icin tasarlanan gercek bebekler gibi aglayan, acikan ve altina yapan robot bebeklerle yapiliyor.

Hafta sonu, 'Baby, Think It Over' eğitim programı çerçevesinde, öğrencilerin her biri ileri teknoloji ürünü bir bebekle ilgileniyor. Çocuk rolünde; acıkan, gazı olan, beslenmesi, altının değiştirilmesi, sallanması gereken, selüloitten yapılmış robot bebekler var. Ve tıpkı gerçekleri gibi... Robot bebeklere 24 saat boyunca çok dikkat etmek gerekiyor. Her öğrencinin bileğinde bulunan elektronik bilezik, 'ebeveyn'in küçük bebeğiyle ne kadar ilgilendiğinin kaydını tutuyor. Richard Jurmain adındaki bir uzay mühendisinin keşfi olan robot bebekler, başta ABD, Kanada, Avustralya, İngiltere, Japonya olmak üzere dünyanın dört bir yanına satılıyor. Jurmain büyük bir başarı elde edilen programın asıl öneminin bebek olduğunun altını çiziyor. 50 cm. boyundaki bu plastik bebek, tam üç kilo ağırlığında. Elektronik alıcılar, bebeğin ve aksesuvarlarının farklı yerlerine yerleştirilmiş. Böylece beslenme ve diğer ihtiyaçlar algılanıyor.


Bu arada, program gercekten ise yaramis ve erken hamilelik oranında büyük bir düşüş gözlenmis. Mesela Atlantik ötesinde bu oran 10 yıldır düzenli bir biçimde düşüyormus. 2001'de New York'ta Alan Guttmacher Enstitüsü tarafından yayınlanan rapora göre, 1990'da bir milyon olan erken hamilelik rakamı 2000'de 840 bine düşmüş.

Guzel dusunulmus bir proje!

Dogumgunu Mesaji 

Buraya gelmeden once staj yaptigim firmada yaraticiligi gelismis bir arkadasim vardi, bana dun kucuk bir jest yapip yukaridan asagiya bakinca adimi olusturan bir siir yazip yollamis :)) Bu tur siirlere bir isim veriliyordu ama simdi hatirlayamadim... Neyse, iste siir:

G ülücükler yüzünde hiç eksik olmasin,

A cilar senden uzak dursun, güllerin solmasin,

M utluluk daima yaninda, üzüntüler uzakta kalsin,

Z aman senin için sevdiklerinle sevinçle aksin,

E risebilecegin tüm güzellikler sonsuza dek yaninda kalsin.

Wednesday, July 28, 2004

Dogumgunu Cocugu 

Bugun benim dogumgunum :) 24 bitti saka maka. Oglene kadar yapmam gereken bir suru sey var ama ondan sonra rahatim. Once arkadasimla birlikte fakulteye gidip tez yazdigim prof.un sekreterine gecen hafta aldigim kitaplari geri goturmem lazim. Arkadasimla diyorum cunku kitpalar o kadar agir ki gecen sefer onlari eve getirirken canim cikmisti, kollarim cruk gibi agrimisti bir sure... Ordan cikip sehre inmemiz gerekiyor. Birkac yere bakip bana pasta alacagiz. Ahh ahhh simdi Istanbul'da olsaydik ablam bana coktaannn frambuazli bir pasta hazirlamisti bile ya Manolya'dan ya Venus'ten, ihmmm :) Ama burda yine icine krema doldurulan o abuk subuk pastalardan ya da Alman pastasindan almaktan baska secenek yok. Neyse, pasta isini hallettikten sonra da aksam dogumgunumu kutlayacagimiz cafeye gidip yer ayirtacagiz. Sonra bir de ayakta kalmayalim da...

Detaylari sonra anlatirim tekrar...

Tuesday, July 27, 2004

Cok Dikkatsizim 

Evet biliyorum soylemenize hic gerek yok, kabul ediyorum, cok dikkatsizim :( Ne zamandir girdigim bloglarin formatindan rahatsizdim cunku satirlar ayni sirada olmuyordu ve carpik curpuk bir goruntuye sebep oluyordu. Ama bugun nasil olduysa farkettim de artik bu dertten kurtuluyorum. Blogger yeni formatina geceli beri artik yazilarin saga dayanma, sola dayanma, justify vs. gibi wordde kullandigimiz ozellikleri varmis ve ben bunu daha yeni farkediyorum! Olsun, zararin neresinden donulurse kardir.

Yabanci Dil 

Biraz evvel bloguma hangi sitelerden gelinmis diye bakarken iki tane daha once hic gormedigim blog adresi gordum ve merak edip girdim. Fakat her ikisi de Fransizca'ydi ve ben de Fransizca bilmedigim icin bu blog sayfalarinda pek ne olup ne bittigini anlayamadim. Hem her iki blog sahibi de hayli vakit gecirmisler benim blogda. Biri 11 dakika, digeri 17 dakika... Ben de onlarinkileri anlayabilsem hic fena olmayacakti ama maalesef oyle bir sansim yok artik cunku yeni bir dil daha ogrenmek is-te-mi-yo-rum. Seneler gectikce dil ogrenmek kesinlikle daha da zorlasiyor. Bazi insanlarin dogustan dile karsi kabiliyetli olduklarina inaniyorum. Ama ben maalesef onlardan biri degilim ve Fransizca gibi zor bir dili ogrenmeye de niyetim yok artik bu saatten sonra (duyan da 70 yasinda nine zannedecek, gerci saka maka yarin 25imden gun aliyorum, ahh ahhh) Hep hayalini kurmusumdur acaba bilingual olmak nasil bir seydir diye. Muthis avantajli birsey kesinlikle, boyle insanlara hep ozenmisimdir, ne guzel hayata 1-0 onde basliyorlar.

Eski Diziler 

Hafta ici her gun Kabel 1'da eski diziler oluyor ardarda. Ben de artik sabahlari once Cosby Ailesi'ni ardin da Patron Kim'i izliyorum. Bugun Cosby biterken yapim yilina bakti mda 1986! Yani ben 6 yasindayken bu diziyi izliyormusum hem de bayila bayila, ne cok severdim :) Ozellikle de Bill Cosby'nin o komik gulusunu ve gulerken cikardigi o komik sesleri. Ama bugun ozellikle dikkar ettim Alman kanalinda onu seslendiren kisi hic boyle gulme efektleri yapmiyor, demek bizim Turkiye'dekine hasmis o :( Ama eminim orijinalinde de vardir bu, en azindan oyle umit ediyorum.



Cosby Ailesi bittikten sonra Patron Kim basladi ama ondan eskisi kadar zevk almadim ve de yarisinda kapattim zaten. Bir de eskiden yine zenci bir cocugun oynadigi bir dizi vardi, her sabah onu izlerdim, cocugun adi Webster mi neydi galiba. Hatirlayan var mi?? Sonraa Charles Is Basinda vardi, ona da bayilirdim :) Hatta ortaokuldayken kutuphaneden onun kitabini alip (Charles in Charge) bir solukta okuyuvermistim. Sonraaaa Kara Simsek vardi, adam arabasiyla konusurdu, o da hosuma giderdi. Daha bir suru vardi ama simdilik bunlar geldi bir tek aklima. Eskiden ne kadar guzeldi... Keske yine bu tarz diziler olsa da verse bizim Turk kanallari yeniden. Mesela Alias'i verebilirler ;) Gerci bir ara sanirim Cine 5 sifresiz yayindan veriyormus onu ama o zamanlar ben izlemiyordum, buraya gelince muptelasi oldum her Carsamba izliyorum, hem son haftalarda hep iki bolum birden ardarda veriyorlar iyice hosuma gidiyor :) Gecen hafta yine cok heyecanli bir yerinde kesmisti.

Aslinda CNBCE'de de guzel diziler oluyor, Turkiye'deyken onlari izlerdim... Two Guys and a Girl, buffy, Dawson's Creek... Donunce yine onlara talim edecegim demek oluyor bu.

Monday, July 26, 2004

PES 

Yobazligin bu kadari dedirten bir haber okumustum haftasonu, yazacaktim buraya ama simdi farkettim de unutmusum. Haber dogruysa eger Kuran kursu cikisi yuzme bilmeyen 5 kiz arkadas denize giriyorlar ve tabii bogulma tehlikesi geciriyorlar. Bunu goren ve orada esiyle beraber dinlenen bir adam kizlara yardim etmek istiyor ama aileleri bir erkekten yardim alamayacaklarini soyleyip adamin yardim teklifini reddediyorlar ve tabii kizlar da oluyorlar! Pes, bu cagda bu anlayis, hayret. Boyle haberler gorunce cok sinirleniyorum, elimde degil. Aslinda adam da niye dinlemis ki onlari, girip suya yardim etseymis keske elinden geldigince...

Kaddafi'nin Yorumlari 

Bakin Kaddafi Amcam neler yumurtlamis resmi web sitesinde. Aciklamasinin basligi "Turkiye, AB ve Bin Ladinler" Orijinal metnin ingilizcesini okumak isterseniz burada. Haberi Vatan gazetesinde okudum, bakin Kaddafi ana hatlariyla neler soylemis.



Turkiye Truva ati
* Türkiye ekonomik çıkarları için Avrupa'ya entegre olmak istiyor. Ancak Türkiye gibi bir Müslüman ülkenin "truva atı" gibi AB içersinde yer alması aynı zamanda İslam dünyasının da çıkarına olur. Avrupa ise Türkiye'yi NATO'nun sömürgesi ve askeri üssü olduğu için istiyor, yoksa onların Türkiye'yi AB'ye almak gibi bir derdi yok.
* Türkiye bir ağaç. Kökleri Asya'da ve sadece bir dalı Avrupa'ya ulaşıyor. Alfabesi bile Latince değil, hatta Latin alfabesini bozdular. Türkiye, tarihi açıdan, Avrupa'yı her zaman fethedilecek bir bölge olarak gördü. 55 yıldan beri bir Avrupa devleti olmaya çabalıyor. Ancak bu çabalar, beklenti ve isteklerin ötesine gidemedi. Çünkü Türkiye'yi AB'ye kabul etmek, bir kişinin organını kanı farklı, asla biyolojik uyumu olamayacak olan başka birine yerleştirmeye çalışmak gibi bir şey. İki tarafın tek bağı, aynı caddede karşı karşıya apartmanlarda yaşamaları.

Bin Ladin eğitiyor

* Avrupa'nın asla tahammül edemeyeceği ve maceraya girmek istemeyeceği şey Türkiye'nin AB içerisinde bir truva atı olarak yer almasıdır. Bu alandaki sorun Atatürk'ün yolunda giden politikacılar ya da askerler değil. Asıl sorun yeni nesil. Çünkü gençler, uydu kanalları ve internet aracılığıyla İslam dünyasının akademisyenleri ve Bin Ladin'den bile her gün dersler alıyor. Bin Ladin'e bağlı grupların binlerce Türk'ü eğittiğini düşünün. Aslında şokun etkisini hafifletmek için "eğitirse" diyorum. Çünkü bu şu an gerçekleşiyor. Bu gençler Osmanlı'nın yaptığı gibi Viyana kapılarında durmaz. Kâfir olarak gördükleri Avrupa'yı yenilgiye uğrattıktan sonra Atlantik'in ötesine geçip Amerika'ya ilerlerler.

İslamcılar revaçta

* Bu yeni nesil idamın kaldırılmış olmasını reddediyor. Çünkü Allah Kuran'da bunu emrediyor. Türkiye AB'ye üye olduğunda bu kişiler Türkiye'de İslami partilerin yasaklanmış olmasını da kabul etmeyecek. Çünkü AB'de Hıristiyan partileri yasak değil. Sokaklarda egemenlik kuracak radikal İslamcılar şeriata izin vermediği için AB'yi reddedecek.

* Gelecek, artık Türkiye'deki İslamcı partiler ile Bin Ladin taraftarlarının. Türkiye'de İslamcı partilere katılım şaşırtıcı düzeyde. Bir kaç yılda bir kaç milyon kişi, hatta bir milyon kadın üye oldu. Yani Bin Ladin, Türkiye AB'ye girerse bundan kazançlı çıkacağı için çok sevinecek.

* Avrupa'yı uyarıyorum. Dünya istikrarının sağlanmasına ve Akdeniz'de barışın korunmasına yönelik sorumluluğum bu karar alınmadan dünyaya seslenmemi zorunlu kıldı. Türkiye'nin AB üyeliği ciddi sonuçlar çıkaracak, dünyayı çalkalayacak.


Satiyorum Satiyorum Satt-tiimm 

Dun okulun internetteki ilan tahtasina birtakim esyalarimi satabilmek icin ilan verdim ama henuz hic ses seda cikmadi, ta ki 1 saat oncesine kadar. Telefonum caldi, numara gorunmuyor,ben de kesin Turkiye'dekiler ariyordur diye efendim diye actim telefonu. Karsimdaki "merhaba, cok yasayin" dedi almanca :) Sanirim benim efendim deyisimi hapsirmaya benzetti. Ilan icin ariyorum diyince atladim ben tabii hemen buzdolabi icin miydi diye ama degilmis maalesef. Masa lambami satiyorum da ona alici cikti, bakalim, bu aksam gelip bakacak. Alt tarafi 2 euro vereceksin, neyine bakiyorsun, gel al iste :P Sanirim telefondaki Cinliydi, bakalim gorecegiz aksama...

Buzdolabi ve bilgisayari satmak icin ayrica el ilani da hazirladim bugun, print-outlar hazir, aksama bi ara kampusteki yurtlari gezip asmam lazim... Umarim iyi alici bulurum her ikisine de cunku satamadan gidersem onca param batmis olacak, bakalim... Ben de o kadar kotu zamanda gidiyorum ki! Aslinda Ekim gibi satmaya kalksam dunya kadar alici bulurdum ama sans iste...

Cin Seddi 

Dun Engin bir belgesel izlemis NTV'de onu anlatiyor bana iki gundur, konu Cin Seddi. Ilginc gelen birkac sey var, daha onceden bilmyiordum, sizinle de paylasayim dedim. Cin Seddi uc kere yapilmis. Ilk ikisi kumdanmis ve o yuzden kolay yikilmis, ucuncusu ise (su Hunlar tarafindan yikilan) tastanmis. Bu arada Cin Seddi de bir ask hikayesine ve entrikaya kurban gitmis ama onu tam olarak hatirlayamiyorum, tekrar bir bakmam lazim internetten. Bir de bu Cin Seddi yapilirken mahkumlar kullaniliyormus isci olarak. Mesela bir adam 30 sene ceza yedi ve o sure zarfinda da bu seddin yapiminda calismak zorunda. Eger agir calisma kosullarindan veya herhangibir sebepten dolayi olurse o zaman ailesinden biri onun geri kalan suresini orada calisarak doldurmak zorunda!!! Bana hem cok ilginc hem de zalimce geldi, haksizliga bakin.

MMadness 

Iste bir Pazartesi ve yine bir MMadness sorulari... Asagidakilerden hangisini tercih ederim?

1. Skipping and Running- skipping
2. Coke or Pepsi- coke
3. Rock or Hip Hop- rock
4. Laptop or Desktop- LAPTOPPPPPPPP!!! Does anyone have one?
5. Cold Weather or Hot Weather- hot hot hottt, i wanna burn. It's again raining today :(
6. Swimming or Bicycling- swimming but i don't like pools
7. Chocolate or Vanilla- vanilla
8. Day or Night- day
9. Looks or Brains- actually both are important but priority goes to brains
10. Cable, DSL, or Dial-Up- Cable

Sunday, July 25, 2004

You Send It 

Bugun bir blog sitesini gezerken imdadima yetisen bir programin varligindan haberdar oldum. Tam da Cuma gunu cektigim videolari ablama nasil e-mail araciligiyla gonderecegim diye kara kara dusunurken :) Bahsettigim site YouSendIt. Aslinda bu bir mail sitesi degil ama size attachment yollamada inanilmaz buyuk bir kolaylik sagliyor cunku istediginiz dosyayi aninda gonderebilirsiniz! Yeter ki dosya buyuklugu 1GB'i gecmesin :) Bu demek oluyor ki artik Yahoo ve Gmail'de 10 MB'la kisitli olan attachment yollama hakkina elvedaaaaa... Keyfim yerine geldi!

TV 

Artik benim de bir televizyonum var :) Gerci kesin donus yapmama 1.5 ay kadar bir sure kaldi ama olsun gec olsun da guc olmasin derler ya hani... Ben de oyle avutuyorum kendimi. Aslinda televizyon benim degil, buradan bir arkadasin. Zaten bende ne kadar kalacagi da belli degil ama en azindan bende oldugu sure zarfinda bol bol reklam ve klip izleyebilirim. Film demiyorum cunku filmi arkadaslarimla beraber izlemek daha zevkli, hem hazir elimin altinda bir mutercim tercuman da varken kendi odamda niye izleyeyim degil mi :P Neyse saka bir yana, burdaki reklamlar gercekten cok hosuma gidiyor ozellikle de sinemada verilenler. Tek anlamadigim sey sigara reklamlari oluyor cunku kel alaka seyler anlatiliyor reklamlarinda...

Saturday, July 24, 2004

Baris'i Ugurladik 

Bugun hep beraber arkadaslarla Bahnhof'tan Baris'i ugurladik. Ben tabii yine sulugozlu bir insan olarak agladim :( ve Baris'i da aglattim giderayak. Neyse ,napalim, ben de boyleyim iste. Su duygularini belli etmeyen insanlara bazen cok imreniyorum, kendilerini nasil tutabiliyorlar hic anlamiyorum...

Bir Hediye Daha 

Bu sene dogumgunu hediyesi fasli cok komik oldu. Daha dogumgunum gelmeden her gun birinden hediye almaya basladim, gerci pek sikayetci oldugum da soylenemez ;) Iste dun de cok begendigim beyaz yazlik bir terlik hediye edildi. Tesekkur ederim tekrar...

Kayik Sefasi 

Dedigim gibi bu Rotehorn Park bir adanin uzerinde ve ortasinda bir gol var, burada insanlar kayik kiralayip 1 saat boyunca gezebiliyorlar. Biz de dun 1 saatlik guzel bir kayik sefasi yaptik. Iste simdi de bu bahsettigim parktan biraz manzara resimleri ...

rotehorn_park1
rotehorn_park2
rotehorn_park6



DigiCam 

Dun Baris'in buradaki son gunu oldugu icin tum gun beraberdik. Once hep beraber mensada yemek yedik sonra da yuruye yuruye Rotehorn Park'a gittik ki cok da kisa bir mesafe oldugu soylenemez. Bu arada Baris bu parka ilk defa geliyormus! O yuzden tami sabet oldu onu oraya goturmek cunku inanilmaz guzellikte bir yer. Elbe'nin obur yakasinda bir ada uzerinde bu park ve ortasinda da bir gol, icinde ordekler ve insanlar kayiklarda...

Dunun bir ozelligi de yeni dijital fotograf makinemi ilk kez gorucuye cikartmis olmamdi :) Gerci henuz kullanma kilavuzunu okuyamadigim icin birkac fotograf biraz karanlik cikmis (moduyla hic oynamadim da, hep otomatikteydi) ama yine de geri kalan hepsi sahaneydi. Ozellikle de videolar cok keyifli olmuslar, dun aksam bilgisayara aktarirken tekrar tekrar izleyip guldum. Sanirim bu kameranin en cok begendigim ozelligi de karti dolana kadar sesli video cekme ozelligi. Hatta ben dun abartip fotograf cekmek yerine daha cok kameraya cektim goruntulerimizi :)

Bizimkiler de bol bol dalga gectiler benimle, Cinliler gibi her onume geleni cekiyormusum. Aslinda pek haksiz da sayilmazlar, bana bu laflari ederlerken ben gokyuzunu ve bulutlari cekmekle mesguldum. Gormek isterseniz bulutlar1 ve bulutlar2 fotograflari burada...

Thursday, July 22, 2004

Insan Gibi Yuruyor 

Israil’de, hayvanat bahçesinde bir maymun, geçirdiği hastalıktan sonra insan gibi yürümeye başlamis :)

Hayvanat bahçesi veterinerlerinden İgal Horowitz, Nataşa ile diğer üç maymunun, 2 hafta önce ciddi bir mide hastalığına yakalandıklarını, Nataşa’nın durumunun ciddileştiğini söyledi. Horowitz, “Öleceğinden emindim. Zorlukla nefes alıyordu. Kalbi düzgün çalışmıyordu” dedi.

Yoğun bir bakımın ardından Nataşa’nın durumunun düzeldiği, ancak maymunun garip davranışlar gösterdiği; taburcu edilmesinden bir gün sonra da tıpkı bir insan gibi dimdik yürümeye başladığı bildirildi.

Böyle bir durumla daha önce hiç karşılaşmadığını belirten Horowitz, hastalıktan kaynaklanan beyin hasarının bu duruma yol açmış olabileceğini söyledi.


Turkish Doner 

Bugun bir arkadasimdan duydum. Amerikalilar doneri Alman yemegi zannediyorlarmis! Eh tabii bizim Magdeburg'da bile o kadar cok donerci dukkani var ki, cok normal boyle zannetmeleri. Hele bir de Berlin, Köln gibi Turklerin yogun yasadigi yerlerde kim bilir ne kadar cok vardir.

Ben geldigimden beri Almanya'da toplam 4 kere doner yedim sanirim ve iki tanesi bizim sehirdeydi ki her ikisi de birbirinden felaketti. Digeri Hannover'de, sonuncusu da Köln'deydi. Aralarinda en cok Köln'deki bana bildigimiz doner lezzetini vermisti. Gerci odedigim paranin da bunda etkisi olabilir. Insan o kadar para bayilinca bir tabak donere, sanirim kotu olsa da psikolojik olarak ona inanilmaz lezzetli geliyordur :)

Neyse bizim burda da bir Turk tarafindan isletilen bir donerci var ve arkadaslarimdan duyduguma gore onun doneri de felaketmis ama buna ragmen hem bizim arkadaslar hala gidip gidip orda yemek yiyorlar hem de cok fazla musterisi varmis dukkanin. Hatta yeni birsey ogrendim, gidince hemen Turkiye'de de yapacagim, eminim cok tutar :P Vejeteryan doner. O da ne demeyin, nasil bilmezsiniz?! Pidenin icine salatayi doldurup vejeteryan doner diye satiyorlar ve bu akilsiz Almanlar da bunu afiyetle yiyorlar. (dayanamadim, akilsiz diyorum artik)

Erken Dogumgunu Hediyesi 

Boriscan Cumartesi gunu Turkiye'ye donuyor ve 1 Agustos'ta da birligine teslim oluyor. O yuzden bugun onun serefine arkadaslar kendi aramizda ufak bir organizasyon yaptik. Daha dogrusu iki arkadas duzenledi bunu. Her neyse, asil olay, Mersinli bir arkadasin cig kofte yapmis olmasi :) Tam 2.5 saat surmus yapmasi, hem de az sayida kisiye yapmis olmasina ragmen. Bir de kalabalik bir grup icin hazirlasa kim bilir neler olacakti. Gerci ben yapim asamasini goremedim ya ona yaniyorum.

Aksam cikista da Boriscan'la beraber yurda geldik ve bana erken bir dogumgunu hediyesi verdi, cok mutlu oldum :)) Benim dogumgunum haftaya malum, eh o da Cumartesi donecegi icin simdiden dusunmus almis sagolsun. Hem de acayip makbule gecti. Turkiye'ye donmeden tam da benim kendime almayi planladigim seyi o bana hediye etti. Bizim okulun cok guzel bir tshirti, cok hosuma gitti, gule gule giyeyim :)

Malum Tren Kazasi 

Bir ulke insanlarinin hayatina bu kadar mi az deger verir?! Her seferinde kendimi tutup Turkiye hakkinda kotu birseyler dusunmeyeyim, kotu yorumlar yapmayayim diyorum ama mumkun degil ki bu. Bizim boyle politikacilarimiz, bu carpik mantikta insanlarimiz oldukca boyle kazalar da devam edecektir. Bakin durum soyleymis:

İstanbul-Ankara arasında 4 Haziran’da sefere başlayan hızlandırılmış trenin raydan çıkmasıyla yaşanan elim kazanın, teknik yeterlilik konusunda uzmanların uyarılarının dikkate alınmaması nedeniyle çok önceden adeta "geliyorum" dediği ortaya çıktı. İki kent arasındaki yolculuk süresini 5 saate indiren trene, ilk büyük eleştiri Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Aydın Erel’den gelmişti. Prof. Dr. Erel, 6 Temmuz’da Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın da katıldığı 10’uncu Ulaştırma Araştırma Konferansı’nda hızlı trenlerle ilgili kaygılarını dile getirerek, gerekli teknik yeterlilik sağlanana kadar hızlı treni seferden kaldırmasını istemişti.


Ulaştırma Bakanı Yıldırım ise konu hakkında Bakanlık yetkililerinin Prof. Dr. Erel’le irtibata geçeceğini ve gerekli önlemlerin alınacağını söylemiş ama tabii sonunda hickimse bu konuyla ilgilenmemis ve altyapi yetersiz oldugu icin de 139 kisinin olumune yol acan bu kaza meydana gelmis.

Simdilik sebep olarak bu altyapi yetersizligi gosteriliyor, gerci daha baska kokular da cikar belki. Bekleyip gorecegiz...

Limk 

Bugun simdiye kadarki en cok hitimi almisim hem de daha bu saatte! Merak edip detaylara baktim da bir suru insan hep ayni siteden gelmis, www.limk.com . Sanirim benim siteyle ilgili birseyler yazilmis limk'te ama ben henuz gormeyi beceremedim, en iyisi biraz daha bakayim. Simdi bili pbilmeden tesekkur etmeyeyim degil mi, ya kotu birseyler yazmissa ;)

Ogle Uykusu 

Kendimi bildim bileli hicbir zaman uykuyu sevmemisimdir. Ama uykuyu sevmem dediysem de abartmayalim; her gece en az 8 saat uyumazsam ertesi gun hayalet gibi dolasirim ortalikta cogunlukla. Sanirim vucudumun biyolojik saatini bulabilsem harika olacak benim icin. Aklimdayken hazir bir arastirayim su konuyu. Mesela kucukken annem hep oglen beni yatirmaya calisirdi ama ben hic istemeye istemeye yatar yine de uyuyamazdim. Kisacasi, gun icinde de uyumayi hic sevmem en azindan sevmezdim. Son yillarda bana bir haller oldu. Gun icinde oyle bir basagrisina tutuluyorum ki ders calisma isini yavas yavas yataga kaydiriyorum ve tabii ki elimdekileri okurken uykuya daliyorum. O yirmi dakika, yarim saatlik uyku bile o kadar hosuma gidiyor ki anlatamam. Ve de cogunlukla acayip faydali oluyor. Kendimi yenilenmis gibi hissediyorum.

Bugun alisveristen donerken Engin'le bunu konusuyorduk da (su an basim catliyor da) ondan duydum. New York'da sehrin gobeginde Manhattan'da bir gokdelenin icinde yeni bir magazamsi birsey acilmis. Icinde bir suru konforlu yatak. Insanlara ogle uykusu satiyorlar :) Fikir orijinal ama cok pahali bence. Yirmi dakikasi 14 dolar. Gerci orda calisan insanlarin aldigi maasin yaninda bu rakam komik kaliyor olabilir, o kadarini bilemeyecegim.

Rusa Benzer Bir Halim mi Var?! 

Bugun icin ne guzel planlarim vardi; Nordpark'a gidip kah gunesin altinda kah agaclarin golgesinde ders calisacaktim ne guzel. Ama benim sansima bugun sabahtan beri bitip tukenmek bilmeyen bire yagmur var. Ben de mecburen hazir hava kotuyken kutuphanedeki islerimi halledeyim dedim. Tez icin gereken birkac makale daha vardi, onlari bulup fotokopi cekmeye gittim. Odaya girdigimde o sirada fotokopi ceken cocuk durup bana cok isim olup olmadigini sordu bozuk bir almancayla. Daha dogrusu ben onu sordugunu tahmin ettim ;) Neyse, yok dedim sadece 2 makale cekicem, maksimum 20-25 sayfa falan dedim. Sonra ikindi sikindi birseyler soyledi ama anlasamadik. Dedim Ingilizce konus, iihh o da yok cocuk da. Neyse sonra bakti anlasamayacagiz, sakir sakir birseyler soylemeye basladi ama bu sefer de ben anlamiyorum, nece konusuyorsa artik. Cocuk o kadar daraldi ki konusamiyor diye bari kendi dilimi konusup rahatliyim dedi herhalde kendi kendine. Bu arada tabii bana kufur mu ediyor yi bir sey mi soyluyor ben hicbirsey anlamiyorum. Sonra benim anlamsiz anlamsiz baktigimi gorunce buyuk hayal kirikligina ugradi ve tekrar almanca olarak "Aaa Rus degil miydin sen?"dedi :) Buraya geldigimden beri her memleketten (Yunan, Italyan, Slovak, Iran, Ispanyol) insana benzetilmistim ama Rus?! ilk defa, pes yani. Hadi sarisin degilim bari renkli gozlu olsam o da bir derece diyecegim ama cocuk da hic goz yokmus. Bu arada parantez icindeki ulkeleri okuduysaniz bir tanesine dikkatinizi cekerim. Bu donemin basinda Almanca sinifindan bir cocuk bana donup Iranli misin demisti!!! Ona da burdan hazir firsat bulmusken pes diyorum. Esmer olsam icim yanmayacak.

Quiz 

Bu sabah bbspot diye bir site gordum ve kucuk bir quiz yaptim, sonucu asagida:



Vaay ben neymisim de haberim yokmus :P Eger siz de bu gereksiz quizi yapmak isterseniz buyrun buraya...

Wednesday, July 21, 2004

Buzdolabi 

Ne zamandir buzdolabimin isigi bozuktu, hep tamirci cagiracagim diyordum ama ancak Pazartesi arayabildim servisi. Neyse, bugun saat 13:00-15:00 arasi geleceklerini soylediler. Ama benim o saatte baska bir randevum oldugu icin yerime odama arkadasimi biraktim ve ilgilenmesini rica ettim ben donene kadar. Eve geldigimde tamirci de isini bitirmis, gitmek uzereydi. Sonra ogrendigime gore arkadasim benim yuzumden adamdan firca yemis bir de :) Ne o efendim, buzlugum cok doluymus, o yuzden dipfrizin kapagi bile tam kapanmiyormus, buzdolabinin motoruna yazikmis, iki kat guc sarfetmek zorunda kalirmis vs... Aslinda tamam cok hakli da ben ne yapayim?! Burda hicbir arkadasimda dipfrizli buzdolabi yok ki. Buzdolabimi cozdurecegim diye yemeklerimi mi bozayim alla allaa, insani durduk yere sinirlendiriyorlar. Neyse... Sonunda birinden buzluk buldum da yarina kadar yiyeceklerimi ona verdim, benim buzdolabi da su an sip sip damliyor. Ben de taksit taksit buzlugun altindaki tepsiyi dokmeye banyoya tasiniyorum, offff, cok sikici. Ben bu durumda nasil ders calisabilirim ki? Kesinlikle dersten kactigimdan degil, mazeret falan degil yanlis anlasilmasin :P

Ders demisken. Tamirci odaya girdigimde camlar sonuna kadar acik olmasina ragmen odanin ne kadar sicak oldugundan bahsetmis, sonra da : "Bir de bu durumda ders calismanizi bekliyorlar sizden" demis, sevdim ben bu adami canim :P


Arcelik'ten Yeni Bir Urun 

Arcelik, dunyanın ilk Türk kahvesi makinesini piyasaya sürüyor. 200-250 milyon liraya satılacak olan Telve adlı kahve makinesi icin Arçelik 8 ayrı uluslararası patent bas vurusu yaptı.Telve, 1.5 dakikada, 4 farklı şeker düzeyinde Türk kahvesi hazırlayabiliyor.



Boylece kiz istemeye gelindiginde de artik kahvenin kopugu az oldu telasi ortadan kalkacak :) Tufek bulundu mertlik bozuldu hesabi ;)

Tuesday, July 20, 2004

Yuregim Agzima Geldi! 

Iki dakika once yuregim agzima geldi, yerimden firladim, tam da hava uzerine bir entry girmisken! Oyle bir gurultu koptu ki odun patladi, camim da sonuna kadar acikti... Zannedersiniz bomba ya da silah falan patladi bir yerlerde :( Butun arabalarin alarmlari calisti gok gurultusu ve simsegin etkisiyle :((

Sans Dileyin 

Dun kendi kendime bir karar verdim ve onu uyguladim hemen, hatta bugun de (hatta biraz once) artik son kirintilar da bitti ve hallettim o isi, simdi beklemedeyim. Umarim olur, sans dileyin bana. Zaten eger olursa kesin soylerim o zaman neden bahsettigimi. Gerci epey gec kaldim, cok agirdan aldim ama bakalim belli de olmaz. Ilk baslarda cok istiyordum ama sonra butun hevesim kacmisti ama ilginctir dun sabahtan beri yine cok fazla istemeye basladim bunu. Insallah olur :))

Sular 

Asagiya yazi asmislar yarin belli bir saatten ertesi gun belli bir saate kadar sicak suyumuz akmayacakmis. Kendimi Turkiye'de hissettim, yasasin :P

Vize 

Daha once yazmsitim, Cuma gunu vizemi 2 ay daha uzatmak icin buroya gitmis ama gerisin geri donmustum cunku hem kapanis saatine denk gelmek uzereydim hem de ekstra bir belge daha istiyorlardi. Neyse, bugun sabah tekrar gittim ama acayip kuyruk vardi :( Kac saatimi bosubosuna oralarda harcadim. Ama sonucta, vizemi aldim. Bakin neler geldi basima, kisa kisa:

- 2 tane Turkce konusan kisiyle karsilastim ve cok sairdim cunku Magdeburg'da pek Turke rastlamak mumkun degildir.
- Bir cocuk vardi Rus oldugunu tahmin ettigim, felaket birseydi, icten ice cok eglendirdi ama ben isagolsun, yoksa ben 9dan 11e kadar nasil oyalanirdim orada. Cocugu arkadasn gorunce once zaten kiz zannettim. Ayakkabilar sivri uclu hafif topuklu. Saclara sari sari mec atilmis. Kemik siyah bir gozluk. Ve de moda dergilerinden firlamis gibi gorunecegim diye bilimum trendy seyi uzerine gecirmis ama hic yakistiramamis kendine. Boyle tiplere de hasta olurum. Moda diye herseyi yakissin, yakismasin giyerler. Hic mi goz yok bu insanlarda anlamiyorum...
- Bu vize uzatim burosundaki sistem cok kotu. Oncelikle bir kuyruga giriyorsun ki bekleme sirasi alasin. Suraya bir makine koysaniz ya hani bankalarda olanlardan. Ben dugmesine basayim direkt bir numara versin bana. Ama yoookkk, illa eziyet cektirecekler millete ayakta kuyruklarda.
- Numarayi aldiktan sonra yine bu sefer oturarak ama (allah razi olsun!) kuyruk bekliyorsun ki siran gelsin iceri gir derdini anlat vs.
- Burda calisan iki kisi var, biri sarisin digeri kumral. Ben simdiye kadar hep sarisina denk gelmistim ama bugun sanssizlik bu ya kumrala denk geldim. Gelmez olaydim. Bu kadin hakkinda hep kotu seyler duyuyordum zaten, arkadaslarima hep sacma sapan seyler soyluyormus. Mesela bir iki kisiden duyduguma gore azarlamis bunlari sebep de niye efenim iyi almanca konusamiyormus, almanyada yasiyormusuz, almanca konusmaliymis vs... Hesap mi vericem sana?! Konusur ya da konusmaz sana ne, hem daha ne kadar zamandir bu cocuk Almanya'da bilyior musun ki?! Saskin tabii farkinda degil ki sehirdeki tek universitede ingilizce bir suru program var ve yabancilarin cogu da bu programlarda ingilizce egitim goruyorlar. Hem Ingilizce de bilyior bu gorevliler, sanki konussalar agizlari asinir, nedir bu dusmanlik, bu nefret ben anlamiyorum! Hele boyle yabancilara kil olan tipleri bir de bu tarz burolarda calistirmazlar mi ona iyice sinir oluyorum. (Yazarken yine sinirlendim, her zaman oldugu gibi.)
- Ben bu uyuz kumral kadinin gisesine gectim. Once bana dedi ki belgelerin eksik. Yok gidip okulda bilmemkimden belge getir. Dedim ona gerek yok vs. izah ettim, ikna oldu bir sekilde (hayret!). Bu sefer de takti benim saglik sigortama, hala devam ediyor muymus, kagit getirmis miyim onlardan vs... Cikartip kartimi uzattim, yok efendim kartimin olmasi birsey ifade etmezmis, kestirmis olabilirmisim sigortami vs. Maksat isi yokusa surmek. O sirada yan gisedeki sarisin kadin, 1 ay icin oyle bir yaziya gerek yok, ben demin ayni durumdaki bir cocuga verdim vize dedi. Ama benimki ikna olmadi, illa bir puruz cikartacak ya bu sefer de demez mi ilk ay tamam DAAD uzamis bursunu, karsiliyor ama sen 1 ay da kendi paranla kalmak istiyorsun madem o zaman bu uzatma islemi icin senden 13 euro alacagim. Once cok sasirdim cunku simdiye kadar hicbir vize islemimde boyle bir para vermemistim burslu oldugum icin. Hem yanda sarisin kadinin az once vizesini uzattigi kisi de benimle ayni durumda olan bir arkadasim. O para oderken falan gormedim onu ama ne yapayim elim mahkum odeyecegim. Tam cuzdanimi cikartmistim ki sarisin kadin yine atladi yandan ama bu sefer artik guluyor o da. Onlar DAAD'li para alinmiyor onlardan diye. Benimkine dil doktu de neyse o parayi benden de almadilar sadece 1 ay icin. Bu sefer benim kumral kadin hirs yapti ve bana donup "o zaman fotokopi parasini alirim senden" dedi :)) Iyi al dedim napiym, yazik ya bu kadina da onun eline dusen bizim gibi yabanci ogrencilere de...

Hava 

Bugun Shahika'nin blogunda gordum, onun da dikkatini cekmis bu son zamanlardaki havalar. Haftasonundan beri benim de ara sira (daha dogrusu hergun :) bahsettigim gibi artik Almanya'da da havalar süper. 24 hatta gun icinde 29 dereceye kadar cikiyor bile. Ama isin ilginc yani bu durum aksama kadar gecerli. Gece belli bir saatten sonra deli gibi gok gurultusu duyuluyor ve simsekler cakiyor. O sirada disarida kalana yazik, acirim ben. Bu durum bugun iyice erken oldu ama hatta su an bahsettigim sey soz konusu. Yine gok gurultusu ve ardindan sakir sakir yagmur basladi. Neyse ki ben evim evim guzel evimdeyim :)

Goruntu Kirliligi 

Sanirim bugun sitemi ziyaret eden herkesten yol actigim goruntu kirliliginden dolayi ozur dilemeliyim. Evet evet su yanarli donerli gun ve saat aparatindan bahsediyorum. Dun gece o kadar alelacele yapmistim ki onu, bir daha template'ta duzeltme yaptiktan sonra siteye donup nasil gozukuyor diye bakacak zamanim olmamisti. Eh sen misin boyle acele is yapan, al simdi sonuclarina katlan! Ben sadece o aparati blogun en tepesine koydugumu zannederken, meger her entry'nin uzerine gelmis yani sayfada yaklasik 20 tane falan surekli yanip yanip sonen, donen felaket bir goruntu ortaya cikmis. Cok ayip bana coookkk. Neyse, farkedince hemen kaldirdim zaten. Bu arada kendi kendime de farketmedim bunu. Biraz evvel Alper MSN'den mesaj atip "hic olmamis hicc" deyince once dalga geciyor zannettim ve cevap olarak "Tam tersine, bir arkadasim da cok begendi" dedim. Ama gercekten hic olmamis ve uzulerek soyluyorum ama sanirim o arkadasim ya cok zevksiz (ki ben buna pek ihtimal vermiyorum) ya da beni uzmemek icin boyle bir yalan atmak zorunda kaldi ;)

Bu arada yalan deyince, isim vermeyecegim bu sefer ama kisa bir olay anlatacagim. Benim bir arkadasim var cok severim kendisini ama arkadasin bir eksigi var (gerci aslinda tam tersine cok guzel bir ozellik bence ama gunumuzde eksik sayiliyor maalesef) yalan soylemiyor kesinlikle! Neyse o! Hatta gecen gun bir arkadasi ona elleriyle bir yemek hazirlayip goturmus bir tabak ve benim arkadas da lezzetli olmadigi icin yiyememis ve hepsini cope boca etmis mecburen. Sonra bos tabagi geri goturmeye gittiginde yemegi yapan kisi "Ee nasil olmus" deyince "Eh iste" diye cevap vermis :) Insan ayip olmasin diye "guzel olmus, eline saglik" der ama benim arkadasim dememis iste, yalan soylemek istememis. Fakat bence bu huyu bazi durumlarda basina is acabilir. Dusunsenize mudurunuz saclarini kestirmis ama ona hic yakismadigini dusunuyorsunuz ve size "nasil olmus" diye sordugunda "yeni saciniz size hic yakismamis, eskisi daha iyiydi" diyorsunuz veeee aynen isten kovuluyorsunuz ;) Aninda senaryo yazdim yine.

Monday, July 19, 2004

MMadness 

Bugun yeni bir site buldum, bir blog sitesi, adi Monday Madness. Sitede her hafta Pazartesi gunleri degisik anketler olacak ve blog sahipleri de bu sorulari kendi sitelerine copy paste edip cevaplandiracaklar. Simdilik eglenceli olabilir gibi geldi bana, sikilana kadar devam :) Iste ilki geliyor...



1. Do you prefer to be out in the sun or in the shade? sun, sun, sun !!! of course, if there is also sand and sea ;)
2. Regarding the walls in your house, do you prefer neutral colors or bright colors? i don't have such a luxury to determine the color of my walls because they belong to the dormitory! but if i had, i'd prefer neutral colors.
3. When hanging pictures on your walls, do you like things symmetric or asymmetric? symmetric and it's a must!
4. How about where you'd like to live; country or city? city
5. Your blog; Blogger, Blogdrive, Blog-City, or another one altogether? blogger
6. Email; Yahoo, Hotmail, Gmail, or other? all and even more :) i'm an internet devil
7. Air conditioning or just a fan when it's hot at night? fan would be enough
8. Dinner; seafood or steak? steak, yammm :)
9. Your all-time favorite music media; CD's, cassette tapes, or vinyl (or 8-tracks)? cassette tapes since i don't have a cd-player
10. When learning a new software program, do you find it easier to follow a book or an online tutorial? himm, hard to choose but i guess i'd prefer an online tutorial.

Asli, ben en son Istanbul'dayken Emre ve Bora'yla beraber oynadigimiz oyunu cagristirdi bu bana, adi neydi???


Frankfurt 

10 gun sonra Asli is icin Almanya'ya gelecekmis ama sadece bir gunlugune. Bakalim, umarim isini Cuma'ya denk getirebilir de haftasonu biz de Frankfurt'a gider iki gunlugune beraber sehri gezeriz. Hem bana da bahane olur iste ne guzel. Hem Turkiye'ye donmeden Frankfurt'a da gitmis olurum hem de bu arada Asli'yi gormem de yanima kar kalir ;) Bakalim, bekliyoruz, isler bir kesinlessin de...

Yasasin 

Yaz geldi sonunda buralara da nasil mutluyum nasil :)) Bugun yemekten sonra sehre indik, gunesi icime ceke ceke yurudum yolda, sonra uzerine bir de dondurma ihmmm, harikaydi, simdi keyfime diyecek yok. Bu arada, yine alisveris yapmak icin oraya buraya bakinirken ne oldu dersiniz? Tabii ki ben yine kendime hicbir sey alamazken Engin Bey sildi supurdu carsiyi. O da itiraf etti bugun sonunda. Benimle bir daha hicbir magazaya girmeyecek, yoksa kendine bir suru ust bas alip cikiyor. Dogumgunum yaklasiyor diye bana da birseyler baktik ama ben tabii ki yine burda hicbir sey bulamadim. Yok ki dogru durust bir magaza burda. Gerci en sonunda H&M'de cok guzel bir kot etek gordum ama onun da bana gore olan bedeni kalmamis. Yok yok ben sanssizim, anladim sonunda...

Sunday, July 18, 2004

Tatil mi O da Ne?! 

Ah ahhh cok dertliyim bugun. Az once ablami aradim, annemle beraber tatildeler. Ablam teknede guneslenirken, annem hazretleri de denizde yuzmekle mesgullermis efendim. Off offf, nasil icim gitti anlatamam, ben de deniz, gunes ve kum uclusuyle kucaklasmak istiyorum ama bu sene maalesef mumkun olamayacak :( Ablama sordum, kendimi sikip tezimi Eylul basi gibi bitirmeyi ebcerebilirsem tekrar izin alip benimle tatile cikar misin diye ama maalesef mumkun degilmis :( En iyisi ben kendime kandiracak arkadaslar listesi yapip bir an once eylemlerime baslayayim :) Yoksa, Turkiye'ye donunce tatil yapamadan Istanbul'da eve hapsolacagim.

Bu arada hava yine cok guzel; yemek yedikten sonra parka gidip ders calismaya ve biraz da dalga gecmeye karar verdim. Hadi bana gule guleeeeee...

Ferrari'de Turk krizi 

Belcika’da bir Türk isadamı Ferrari’sine LPG taktırmak istedi. Sirket 145 bin Euro’luk arabayı derhal elinden aldı.

Ferrari, Ferrari olalı böyle zulüm görmedi! Belçika'daki Türk işadamı Uğur C. 145 bin Euro'ya (250 milyar TL) satın aldığı Ferrari'sine "Cok benzin yakıyor" diyerek LPG (otogaz) taktırmak istedi.
-----------------------------------------
Cok guldum bu habere sabah sabah :)) Haberin tumu icin buraya buyrun...

Saturday, July 17, 2004

Yaz Geldi! mi? 

Bugun hava ilk olarak cok guzel, gunesli ve inanilmaz sicak! Tam tamina 29 derece. Umarim hep boyle devam eder de ben de artik Temmuz ortasindan sonra da olsa yaz mevsimine girdigimizi anlayabilirim.
 
Bizim burda bir haftadir beach party diye birsey var ama adina aldanmayin  bosuna. Sehrin tam gobegine, bahnhof'un karsisina, kum dokup 2 tane de file dikmisler, alin size beach, buyrun oynayin beach volleyball diyorlar. Ama sanki alan biraz dar ve kucuk olmus. Bir de kucuk bir sorun var: Top kacarsa yola arabalarin altina girer. Onun disinda daha da komigi, 4 tane havuz koymuslar :)) Cok komik, sisme havuz yapip, icine klorlu suyu dolduruyorsun, sonra veletleri de icine dolduruyorsun, al sana havuz, al sana beach. Ne kolaymis. Bugun alisverise giderken gordum de cocuklar acayip egleniyorlardi. Mc Donalds da bir kaydirakli kucuk havuz koymus (yine sisme tabii) cocuklar kayip kayip duruyorlardi. Onlardan mutlu yoktu bu hafta sanirim. Bir de sahne koymuslar, sanirim konser oluyor aksamlari, bakalim belki bu aksam gideriz...

Friday, July 16, 2004

Vize Uzatimi 

Bugun sabahtan vizemi 2 ay daha uzatmak icin buroya gittim ama maalesef elim bos dondum, Sali'ya kaldi artik isim. Bu arada, 2 hafta sonra vizme bitiyor, biraz daha agirdan alirsam isi, adamlar beni kapi disari edecekler ulkelerinden, zaten pek bir meraklilar...

Memory Stick 

Az once mailimi kontrol ettim de, ebay'den siparis ettigim 128 MBlik memory stick'imin bir sonraki is gunu yola cikacagini ogrendim, mutlu oldum. Bekle beni dijital dunya, ben ve kameram geliyoruz. Dun mangala giderken yeni kamerami da goturecektim ne guzel ama maalesef icindeki 16 MBlik kartla sadece 10 fotograf cekebiliyorum en yuksek kalitede. Neyse, az kaldi...


Ta Ta Ta Taaammm 

Vee iste sira geldi buyuk gunumuzeee, yani Persembe gunune. Saat 15:00'e kadar presentasyon yapacagim diye stres oldum yine. Bugune kadar onca presentasyondu mulakatti vs. yaptim ama ona ragmen yine her seferinde mutlaka bir heyecan oluyor, neyse ki baslayana kadar suruyor sadece. Bir kere basladi mi ondan sonra ilginctir cok rahatliyorum :) Hic yoktan iyidir, degil mi? Gene olarak beklentimin cok uzerinde gecti ve de hic beklemedigim sekilde sevgili profesorumun pohpohlamalariyla karsilastim, pek bir memnun oldum tabii dogal olarak :) Benim gibi bir DAAD bursiyerine supervizorluk etmekle onur duyyuyormus falan filan... Simdi daha fazla uzatmayayim, degil mi, kendimi ovmeyi hic istemem :P Neyse, umarim bu soylediklerini benim tezi notlandirirken de aklinda tutar da ben de memnun olurum sonunda :) Bu arada, dun bir kez daha farkettim ki, Turkce guzel bir dil. Biri sizi ovunce estagfurullah, teveccuhunuz efendim gibi arapcadan gelme olsa da birtakim sozler soyleyip karsi tarafin karsisinda durabiliyorsunuz. Ama maalesef ne Ingilizcede ne de Almanca'da boyle kelimeler bulabiliyorum. Onun yerine, surekli tesekkur edip duruyorum :)

Presentasyondan keyifle ciktim, sonra da Baris'in dogumgunu hediyesini aldik ve aksama kadar o mutluluk ve rahatlamanin keyfiyle oyalandim durdum. Aksam da asagida kampusun onundeki cimenlerde mangal yapip Boriscan'in dogumgununu kutladik. Evet itiraf ediyorum, ilk defa Turklerin mangal sefasinda eglendim sanirim. Gecenin ilerleyen saatlerinde de bir kismimiz Mensa Party'e giderken bir kismimiz da evlere dagildi. Biz de ilk geldigimiz zamanlarda oldugu gibi yine Baris, Engin, ben muhabbete ve misir sefasina daldik, cok iyi geldi bana. Kisacasi, dun cok guzel bir gun gecirdim ve umarim bu uzun sure boyle devam edebilir.

Bu arada, Boriscan haftaya Cumartesi gidiyormus, 1 Agustos'ta da askere, veda zamani yaklasiyor anlasilan :( Dun konusuyorduk da, bana "sakin aglama bak, sen aglarsan ben de aglarim kesin" dedi. Eh bu durumda, karsilikli salya sumuk vaziyetinde aglayip duracagiz gibi gozukuyor, ben ki Spider Man'e dayanamamis bir insanim, vedalasirken mi kendimi tutacagim ;)


Carsamba... 

Carsamba butun gun pacalarim tutusmus vaziyette sabahin korunde kalkip butun gun persembe gunku tez presentasyonum icin slide hazirlamakla gecti. Neden boyle son dakikaya biraktim bu isi, onu ben de hala anlamis degilim. Normalde hic huyum degildir boyle bir sey yapmak ama bana bir haller oldu iste. Yok yok yaramadi bana bu havalar :P (Herseyin sorumlusu tabii ki yine havalaarrrr) Aksamustu bitirebildim de biraz rahat bir nefes aldim cunku yetistiremeyecegim diye bir an icin ben de cok korkmustum. Gerci illaki yetistirirdim ama erken bitirmekti benim derdim, cunku iyice hazirlanmak istiyordum sunumuma...

Aksam da kendime odul olarak televizyonda ardarda iki bolum halinde verilen Alias'i izledim, yine cookk guzeldi :)) A bu arada Alias'ta oynayan kizin (Jennifer Garner) yeni bir filmi girecek yakinda gosterime. Gecen gun Spider Man'e gittigimde fragmanlarini izledim. 31 yasinda bir kiz kendini bir sabah uyandiginda 13 yasinda zannediyor ve yaptigi komik hareketler anlatiliyor... Sirin ama sulu bir seye benziyor. Pek gitmeye niyetim yok simdilik, ama belli de olmaz tabii benim sagim solum.



Sali... 

Bu kadar haber vermek yeter. Simdi gelelim kac gundur ne yapip ne ettigime. Malum, Pazartesi gunudnen beri cok ihmal etmisim blogu. Sali gunu sabahtan ne yaptim hatirlamiyorum ama elbet yararli birseyler yapmisimdir :P Oglen yemekten sonra kendimi burdum yine sokaklara ama bu sefer keyfimden degil mecburiyetten. Pazartesi gunu aldigim kameranin tax free belgesini alamamistik, pasaportumu unutmustum da... Tekrar Mediamarkt'in yollarina dustum ama ne yol!! Baska birsey icin olsa hayatta kalkip gitmezdim burda onca yolu. Sadece zaman kaybi, baska hicbir sey degil! Gidip gelmem tam 2 saat 15 dakika mi aldi! Bunda sasirilacak birsey yok diyorsunuzdur siz simdi icinizden ama Magdeburg'u bilmediginiz ne kadar da belli ah ahhhh. Burda normalde bizim her gun yolda kaybettigimiz vakit maksimum 20 dakikayla sinirli oldugu icin 2 saat 15 dakika benim icin buyuk ve bir daha da ulasmak istemedigim bir rekor. Bu vesileyle de iki gun ustuste sehri bastan basa gezmis oldum ama geri pek degorulmeye deger yollardan geciyordu tram.

Kendi kendime dedim ki: "Gamze, bari bugun de gitmen gerekiyor onca yolu, bari bu sefer degisik bir yoldan git de hic degilse baska yerleri gormus ol." Demez olaydim! Sonradan yollarda kaybolmayi basarinca bu dusuncem icin cok pisman oldum ama isi isten gecmisti artik. (Bu arada, sanirim bosubosuna da gittim onca yolu cunku Turkiye'ye sene basinda kesindonus yapan bir arkadasimdan daha sonra ogrendim ki, havaalaninda tax free'den para alamamis vs. Neyse, hava almis ve islanmis oldum hic degilse :P)

Aksamustu Mediamarkt'ta isim bitince sehre dondum ve Cinemaxx'da arkadaslarimla bulusup Spider Man 2'ye gittim. Filmde biraz fazla abartislar bu sefer. Kahramanimiz o kadar acindirilmis o kadar ezik bir tipe donusturulmus ki kendimi bir an icin 1980lerde Kucuk Emrah filmlerinden birini izliyormus gibi hissettim. Onun disinda fena degildi, ben oyle pek ayilip bayilmadim. Ama degisiklik oldu yine de ve de bu arada, birinci filme oranla daha cok begendim ama tabii bunda filmi bu sefer sinemada izlemis olmamin da etkisi vardir sanirim. Filmin ortasindan sonra hersey daha cok hareketlendi ve asil guzel kisimlar basladi. Mesela, ... yok yok bunu yapmayacagim size, simdi soylemeyeyim, gitmek isteyenler icin surprizi bozulmasin. Ama bi ara "oh, sonunda" dedim. Dedigim gibi Turk Filmi vari birseyler yapilmis genel havasi oydu filmin. Bu arada, unutmadan; ben Spider Man de bile aglamis bir insanim, ben bile inanamiyorum kendime, tamam siz birakin beni, ben bir kosede kendi kendime utanmaya basladim bile :P Mazeretim hazir ama! Cok dolmsutum son zamanlarda, onun disavurumu da boyle oldu iste ben ne yapayim :P Nasil, gecerli bir mazeret midir?! Hem ne mazeret uydurmakla ugrasacagim ki, super duygu yuklu bir insanim, daha ne istiyorsunuz anlamadim ki :P




Eksi Sozluk'ten Yenilik 

Dun aksam Alper soyleyince haberim oldu; artik Eksi sozlukte caylaklarin girdikleri entry'lerde gozukuyormus. Once saf saf inandim, hemen girip caylak arkadaslarimin entrylerini okumak istedim ama ne mumkun! Alper benimle dalga geciyor sandim ama benim adimin altina yazilan ve benim goremedigim birkac entry'i copy paste edip bana msn'den gonderdi de... Uyduruyor olmasi mumkun degilmis, inandim! Ama ilginc geldi bana cunku eger "yazar"san caylaklarin girdikleri entry'leri goremiyorsun. Eeee ne anlami kaldi ki simdi bunun? Ancak caylaklar birbirlerinin entry'lerini okuyabiliyorlar, o kadar. Hem "olay" butonunda da bundan soz etmemis olmalari ilginc geldi bana, amac neyse artik... Neyse iste, benden duyurmasi.

Weather Pixie Yine Bozuk 

Weather Pixie kizim yine hava durumunu gostermiyor. Sadece bir Alman bayragi dikili oyyylleee duruyor solda tek basina. Madem oyle, merak edenlere duyurulur. Hava burda yine berbat! Yagmurlu, soguk, ruzgarli ve de karanlik, uhu uhuuuu :(

Blogger'dan Yenilikler 

Pazartesi'den beri ancak firsat bulup da girebildim siteye ve girer girmez de blogger'da birtakim yenilikler cekti dikkatimi... Artik entry yazmak daha bir kolay ve de eglenceli :) Fontlarla, karakterle, renkle vs. istedigin gibi hemen bir tusla oynamak mumkun artik. Hem link vermek istediginde de yine sadece bir tusa basmak yeterli. O uzun ve cnn sikici html kodunu yazmaya gerek kalmadi demektir bu, yihhhuuu :)

Monday, July 12, 2004

Unutmadan... 

Ah tabii unutmadan, Engin Bey'i tebrik eder, muvaffakiyetlerinin (!) devamini dileriz :P
(Anlasilabilecegi gibi bu satirlar bana cebren ve hileyle yazdirtiliyor, hatta ve hatta "kahramanim" vs. gibi bilimum sifatlarin da soylenmesi isteniyor ama o kadar uzun boylu degil :P)

Buyuk Lokma Ye, Buyuk Laf Etme 

Bosuna mi demis buyuk buyuk buyuk atalarimiz "buyuk lokma ye, buyuk konusma" diye?! Sonra benim gibi utanir oturursunuz iste boyle :P Neden mi bahsediyorum?! Tabii ki benim printerdan. Dun o kadar dalga geciyordum Engin'le, printeri soktu, paramparca edip kurcaliyor diye ama saka maka sorunu buldu ve de halletti! Tamirci dogmus meger de ben kiymetini bilememisim bu gune kadar :) Bundan sonra her turlu tamirat, tadilat isleri icin kendisine ucretsiz basvuracagim eheh, kendi kasindi.

Tax Free 

Oglen disari cikmistim, ne mi yapmaya? Tabii ki sonunda karar verdigim dijital kamerayi satin almaya :) Sony Cyber-shot DSC-P72'de karar kildim ve kendimi ve cuzdanimi simdi inanilmaz hafiflemis hissediyorum :P



Mediamarkt'a gittigimde aklima tax free yaptirmak geldi ama maalesef pasaportum yanimda olmadigi icin yapamadim. Yarin tekrar pasaportumla gidersem tax-free belgesini verecekler gerci... Ama benim konumumdaki biri havaalanindan tax-free yaptirabilir mi onu da bilmiyorum henuz, arastirmam lazim. Sonucta, iki yildir burda oturuyorum yani turist vizesi degil benimki... Neyse, en iyisi ben bu konuyu biraz internetten arastirayim, kimler yapabiliyormus vs. diye. Yoksa yarin bosuna tekrar onca yolu gitmeyeyim. Sehrin neredeyse obur ucu da...

Sunday, July 11, 2004

Arama Kelimeleri 

Farkettim de uzun suredir arama kelimelerini yazmamisim. Bakalim, kimler hangi kelimeleri aratarak ulasmislar benim siteme (tabii secmece...)
- Bilgisayara format attim sesi calismiyor (kelin merhemi olsa basina surer)
- gunes alerjisi (yanlis adres! Benim gunes gordugum mu var ki size burda gunes alerjisinden bahsedeyim. Birileri benimle dalga geciyor olmali)
- mehmet aslantug ne yapiyor (?!)
- zar isimleri(sesicaar ve pencüse'yi biliyorum bir tek; o da mirkelamin tavla sarkisindan)
- almanyaya ucuz ucak bileti (bu mevsimde imkani yok! Bulsam ben gidicem zaten bir hafta 10 gunlugune)
- neslihan fotograflari (onun icin neslinin bloguna girseler daha mantikli olurdu gerci ama...)
- internette film izlemek
- thy telefon numarasi (www.thy.com.tr'ye girseniz mantikli olurdu sanirim ya da 118'i arasaniz. Gerci 118'i ne zaman aradiysam hep yanlis numara vermislerdir bana, hic mi guncelleme yapilmaz ki?!)
- turkler burada chat yapiyor
- turk telekom ne zaman satiliyor
- 17 yasinda tenisci (sharapova oluyor bu sanirim)
- kiz msn adresleri vs. gibi bilumum gereksiz aramalar da yapilmis tabii ama ben onlari es geciyorum.

Simdilik bu kadar...

Bu Sefer de Printer! 

Bugun printer bozuldu :( Hem murekkep akitiyor hem de basmaya calistigimda icinde kagit sikistigini ve temizlemem gerektigini soyleyen bir hata mesaji veriyor. Halbuki icinde sikismis kagit falan yok. Off, monitorden sonra simdi de printer sorunu cikti basima. Yapilir mi bu bana giderayak?! Biraz once, Engin alip gitti printeri odasina. Tornavida vs. gibi bilumum malzemelerle orasini burasini kurcalayip duracak ve ben de erkek milletinin bu sebebini anlayamadigim bozuk ev ve elektronik aletleri tamir etme duskunlugunun sonuclarina katlanmak zorunda kalacagim! Gerci iyice beter duruma soksa da printeri cok bir kaybimiz olmayak cunku tamir ettirmeye goturmeyecegiz bu sefer. Monitorden epey agzimiz yandi, malum 50 euro bayilmistik. Zaten burdaki tamirciler bir cihazi acmak icin 10 euro civarinda bir para aliyorlar oncelikle. Sonra da icini acip sorunu bu diyor, ondan sonra mesela sana pahali gelse de o 10 euroyu odemis bulunuyorsun bir kere...

Bu monitor bozuldugunda yasananlari anlatmamistim size sanirim ama bu sefer anlatayim, hem ben de yazarken eglenirim biraz daha :) Bizim ekran bozuldugunda acaba sorun monitorde mi yoksa ona giden bilgisayardan cikan kabloda mi, kasada mi vs. anlamak icin ekrani sokup almisti yine Engin. Illa kurcalayacak, bilgisayar muhendisi ya! Neyse, aldi bunu Baris'a cikardi. Elde var 2 oldu basima, iyi mi :) Tabii benim icim el vermedi ve onlari daha fazla izlememek icin evime geldim. Aradan bir saat falan gecti, bunlardan hala ses seda yok. Sonra birden bizim katta Engin'le Baris'in kahkahalarini duydum, firladim actim kapiyi. Hikaye soyle: Bu iki dahi bizim monitoru biraz kurcaladiktan sonra kasalari ve monitorleri degistirip bir de oyle denemisler ve takmalariyla Baris'in da monitorunun gitmesi bir olmus :)) Simdi de elde var 2 bozuk monitor :)) Meger sigortayi attiriyormus bu ariza ve tabii Baris'in da monitordeki sigorta yanmis. Ehh monitor tamir etme aski ugruna bir bozuk monitorleri daha oldu iste, artik gulu seven dikenine katlanir hesabi :)

DigiCam-2 

Aslicim ve Ozan, her ikinize de dijital kamera yorumlariniz icin tesekkurler!! Daha dun aksama kadar sony p73ü almak icin 261 euro + 128lik memory stick + gonderme parasi vs. kisacasi toplam 300 euroyu gozden cikarmistim. Gerci 200'den birden 300'e cikmak pek de hosuma gitmemisti ama olmusken tam olsun istedim ve de p73 epey kaliteli geldi bana. Neyse, sonra birden aklima geldi mediamarkt diye bir yer var, onu tamamen unutmustum! Onun online shopuna girdim ve orda da sony p72'nin kampanyada oldugunu gordum! Sadece 192 euro + 10 euro da gonderme parasi 202 euro. O yuzden dun geceden itibaren de sony p72 almakta karar kildim daha dogrusu kilmistim :( Simdi Asli senin yazdiklarini okuyunca tekrar kafam karisti, imdaaaattt. Ben bu kadar kararsiz bir insan da degildim, nerden bulastiysa artik bana bu illet...

Bu arada, ben de zaten tripod var, o yuzden sorun degil. Bir de 32 MB ya da 16MB hafizasi olmasi beni hic etkilemiyor cunku ben eninde sonunda 128 MBlik bir kart alacagim. Ama Sony'nin diger kameralardan bir farki var bu konuda. Bu markada memory stick diye birsey var yani bildigimiz diger dijital kameralarda kullanilan SD Kart yok. O yuzden de biraz fiyat farki oluyor kartlar arasinda ama sonucta sony kalitesi icin deger diyorum ;)

Yarin ilk is bizim burdaki 2 Mediamarkt'a bakip, Sony p72 ya da p73 satiliyor mu ona bakacagim. Eger yoksa da, sanirim (tekrar fikir degistirmezsem!) internet uzerinden satin alacagim hem kamerayi hem de 128 MBlik memory stick'i. Gerci bunlarin gonderme paralarini odemek zorunda kalmasam daha da mutlu olabilirdim. Bakalim...

Friday, July 09, 2004

Cilekli Pasta 

Gecen gun cok canim cekti ve cilekli pasta yapayim dedim kendime. Ama yanlis anlasilmasin, bildigimden falan degil kesinlikle :) Oyle canim sikilmisti, biraz yemek tatli vs. yapip oyalanayim, egleneyim dedim... Neyse gidip malzemeleri aldim ve sira geldi pastayi yapmaya. Nasil olsa hazir kek tabani almistim yani bana dusen sadece onun muhallebi ya da krema kismini yapmakti ama elimde hicbir tarif yoktu. Ben de biraz kesifci ruhumu kullanarak elimdeki malzemeleri kafama gore tencereye dokup muhallebi kivamina gelene kadar karistirdim. Yalniz, ufak bir detayi atlamisim, hazirladigim muhallebi likir likir oldu ve de cok fazla geldi. Ben de ziyan olmasin diye dokebildigim kadar doktum hazir tart kalibinin uzerine. Daha sonra cileklerle susleyip buzdolabina kaldirdim. 2-3 saat sonra da sahaserimin tadina bakayim dedim. Sahaser diyorum cunku goruntusu gercekten cok guzeldi. Gerci tadi da guzeldi ama ufacik bir sorun vardi :) Pastayi kestigim anda butun muhallebisi servis tabaginin kenarlarindan akmaya basladi cunku cok likir likir olmustu. Sonucta, oturup o pastayi kasikla yedim :) Bu ufak detayi bir kenara birakirsak, lezzet cok guzeldi. Ama bir dahaki sefere bir tarife baksam hic fena olmayacak ;)

Yine mi Pot?! 

Basliktan da anlayacaginiz gibi yine bir pot kirdim! Buraya geldigimden beri o kadar alistim ki etrafimda Turk olmamasina... O yuzden aklima geldigi gibi pata kute konusuyorum, nasil olsa kimse anlamiyor ya. Zaten bu yuzden de yazin eve dondugumde kendimi ve agzimdan cikanlari kontrol etmek ilk baslar da hayli zor gelmisti bana.

Carsamba gunu yemekhanenin her iki katinda da sadece domuz eti vardi, o yuzden biz de Alex'e gidip yemek yiyelim dedik. Masamiza gelen garson bir turlu elindeki makineye siparisimizi bulup giremedi, ben de "galiba yeni bu garson" dedim, engin de:"evet, baksana 2 saatte giremedi" vs. dedi. Daha sonra siparisimizi getirdiginde de cocugu bir arkadasimiza cok benzetip, "sanki onun abisi" vs. gibi muthis yorumlarda bulundum her ne hikmetse! Neyse, yemegimizi afiyetle midelerimize indirdikten sonra hesap istedik, sonra engin tam odeyecekken bir de bakti cuzdanini evde unutmus, "eyvah cuzdan yok iyi mi" dedi, ben tabii hemen cantama uzandim ve ilk anda ben de cuzdanimi goremeyince "eyvah, benimki de yok galiba" vs. derken garson bize donup gulerek "dert degil, bulasiklari yikarsiniz" dedi ama turkce olarak!!! Biz dumur olduk tabii :)) Iyi ki cocuk hakkinda kotu birsey konusmamisiz. Bu arada hic de Turke benzemiyordu, ben nerden tahmin edeyim ki?

DigiCam 

Bu aralar dijital kameralarla fazlaca hasir nesirim. Oyle ki dun bilgisayar basinda hangisi iyi vs. diye arastirma ve kiyaslama yaparken kac saatimi harcamisim da farkina varmamisim, sonra cok uzuldum tabii :( Saturn'de 4 kamerada kampanya var, onlari arastirip bakiyorum iste, hangisini alsam diye ama hala karar veremedim. Bunun icin de dpreview sitesinde epey bir oyalanmisim iste maalesef ve ona ragmen hala hicbir karara varabilmis degilim. Bahsettigim kameralar:

Fuji Finepix A330 - 150 Euro
Nikon Coolpix 2200 - 150 Euro
Kodak CX6330 - 180 Euro
Kodak DX4530 - 200 Euro

Benim icin asil onemli olan az isikli ortamda (gece mesela) kaliteli resimler cekebilmesi ama bu konuda henuz hicbir sitede doyurucu bir bilgiye ulasamadim. Eger bu konularda bilgisi olan varsa benimle temasa gecerse cok sevinirim, simdiden tesekkurler ;)

Buz Adam 

Dun sabahtan aksama kadar araliksiz yagmur yagdi yine ama bu sefer sikayet etmicem tamam soz :P Cunku bugun nispeten daha iyi. Burda havayi birazcik iyi goren (18 derece mesela)hemen askili bluzlarini, caprilerini dolaptan cikarip giyiveriyor. Maalesef ben de artik o soguga karsi duyarsizlasanlardan olmaya basladim sanirim. Cunku bugun disaridaki sayili sayida tshirtle gezen insanlardan biriydim ve usumuyordum isin ilginc yani. Halbuki simdi Turkiye'de olsam boyle havalarda hirkayla geziyor olurdum...

Pimkie 

Hani gecenlerde yazmistim; ne zaman alisverise cikarsam hicbir sey alamadan ellerim bos eve geri donuyorum diye. Iste dun de bu adet bozulmadi! Burda Pimkie diye bir magaza var, genelde ucuk kacik seyler satiyor ama bu sefer nasil olduysa guzel bir elbise dikkatimi cekti ve tabii hemen gidip denedim. Fakat coookk buyuk yapiyor bu Almanlar bedenleri. Hatta soyle bir aldatmacaya giriyor insan kendi kendine: 34 beden giyiyorum diye ohooo cok zayifim ben canim, ondan da yiyim bundan da yiyim birsey olmaz diyorsun ama aslinda buranin 34 bedeni Turkiye'deki 36-38 bedenlere denk!

Neyse sonucta ben yine kendime hicbir sey alamadim. Bu vesileyle de param cebime kaliyor iste; sevineyim mi uzuleyim mi bilemedim :)

Biraz Mola 

Ohh dunya varmis! Artik biraz mola vermeyi hakettim. Sabah 10.00'dan beri tezimle ugrasiyorum ama sonunda istedigim yere kadar gelmeyi basardim. Geriye, onumuzdeki haftaki presentasyonuma hazirlanmak kaldi, tabii ilk is power pointte slayt hazirlayarak kafayi yemek. Ama bunu haftasonuna birakiyorum. Bugun geri kalan zamanimda biraz kafami dinlemek istiyorum cunku...

Dun ogleden sonra uzun bir sure bir figur, bir tane de sekil cizmeye calistim ama her seferinde de excel ve power point'ten word'e aktarirken formatlari mahvoldu, ben bir turlu duzeltemedim, sinir kubu oldum vs. Sonra, hem biraz kafa dagitmak hem de ayip olmasin diye burdaki bir arkadasimizin dogumgunu vardi, ona gittim. Ordan donuste de Engin'le bana geldik ve bu sefer de o el atti benim figurlere. Kendisi epey bir sabirli oldugu icin (bende olmayan bir ozellik!) gece 10:30dan 00:30a kadar tam IKI SAAT boyunca o figurlerle ugrasti ve bir tanesini halletti. Takdir ve tesekkurlerimizi sunariz burdan bir kez daha :P
Neyse, ben de bugun diger geri kalan sekli hallettim ama o o kadar zor degilmis neyse ki.

Thursday, July 08, 2004

Laf Cok, Zaman Yok 

Basliktan da anlasilacagi gibi yazmak istedigim cok sey birikti carsamba sabahindan beri ama benim hic vaktim yok. Tezle cok hasir nesirim su aralar, pacam tutustu kisacasi :( Haftaya persembeye ilk presentasyonum var ve sunumdan once birlikte calistigim asistana dogru duzgun birseyler teslim etmek istiyorum. Ama sanirim istedigim kadar cok seyi, istedigim zamana kadar yetistiremeyecegim. Meger ne kadar vakit aliyormus figur, grafik ve formatla ugrasmak, offf! Neyse, uamrim haftasonu biraz vakit ayirip kendime, buraya aklimdakileri dokup rahatlayabilirim tekrardan :) Ama yarin da (bu arada yarin olmus bile, saat 12yi coktaann gecmis) benden hayir yok, simdiden soyliyim istedim.

Wednesday, July 07, 2004

Alisveris 

Ingiltere'de yapılan bir araştırmaya göre, kadınlar alışveriş konusunda 5 gruba ayrılıyorlarmis. Bunlar;

Modafobikler: Yorgunluktan bitkin düşene dek alışveriş yapmaktan hoşlanmıyor, alışverişi mümkün olduğunca acısız halletmek istiyor. (Kadınların yüzde 28'i bu grupta yer alıyor)

Alışveriş bağımlıları
: En büyük hobileri gardıroplarını yenilemek. (yüzde 20)

Ucuzcular
: Normalde alışveriş yapmaktan zevk almıyor, indirimlerle ilgileniyorlar. (yüzde 20'ye yakın)

Kalite düşkünleri
: Paralarını, kısa siyah elbiseler ve şık pantolonlu takımlar gibi klasikler için harcıyor. (yüzde 20)

İndirim avcıları: İndirim zamanı, hemen mağazalara koşuyorlar. (yüzde 10)

Bu durumda ben Modafobik, Hande de alisveris bagimlisi oluyor :)

Tuesday, July 06, 2004

Shrek 2 

Aksam Shrek 2'nin orjinal versiyonuna gittim. Aslinda sinemaya giderken bazi tereddutlerim vardi, acaba cok mu cocukcadir, ya begenmezsem vs. gibi. Ama hepsi bosa cikti :) Film acayip hosuma gitti, bol bol da gulup eglendim :) Gerci bana cok kisa surmus gibi geldi, sanirim eglenceli vakit gecirdigim icin. Daha uzun tutulabilirmis film. Bu bolumde bir kedi var ki evlere senlik, acayip seker birsey :) Bir masum bakisi var ki eriyor herkes karsisinda. Bu arada, kediyi de Antonio Banderas seslendiriyor.

Filmin muzikleri de cok hosuma gitti. Ozellikle de son sahnedeki Jennifer Sounders'in seslendirdigi "Holding Out For A Hero" ve tabii ki Antonio Banderas'la Eddie Murphy'nin seslendirdigi Livin' La Vida Loca. Evet evet yanlis duymadiniz. Filmin soundtrack'ine de su adresten ulasip tum sarkilari bir kez daha dinleyebilirsiniz, benim su an bir yandan bunu yazip bir yandan da tekrar tekrar dinledigim gibi :)

Eglenceli vakit gecirmek isteyen herkese tavsiye ederim :)

Jimmy Jump 

Avrupa Futbol Şampiyonası finalinde sahaya giren ve önce Figo’nun üzerine Barcelona bayrağı atan, ardından Yunanistan kalesine giren kişi, kendisini “Jimmy Jump” yani “Sıçrayan Jimmy” olarak tanıtıyor. Kendisine Jimmy Jump adını veren bu kisi, bu yıl Mayıs ayında yapılan İspanya Grand Prix’sinde de piste girip, kendi küçük şovunu yapmış. Felsefesi ise soyle:

My treasure is my jump,
the fame is my liberty,
the power and the wind are my law.
my only patriot is Jimmy Jump

Yani:

Sıçrayışım, benim hazinem,
ün benim özgürlüğüm,
güç ve rüzgar benim kanunum.
tek vatanseverim Jimmy Jump

Linkler 

Artik sitede verdigim linklerin uzerine tikladiginizda, yeni pencereler acilacak. Engin Bey buyurdular gecen gun. Zor oluyormus oyle her linkin ayni sayfada acilmasi, sonra geri donemiyormus tekrar benim siteme. Biri ona su back tusunu hatirlatmali sanirim :P Saka bir yana, bence de daha iyi oldu. Tabii, ben bunu tek basima yapamazdim cunku su web tasarimiyla ilgili pek bir sey bilmiyorum henuz. Burdan, nahnu ve ispirto'ya yardimlarindan dolayi tesekkurler...

Monday, July 05, 2004

Yetti Gari 

Baktim da butun haftasonu yan gelip yatinca boyle iste hersey birikir ve bir seferde kusmaya kalkarsin bloguna herseyi. Ama parmaklarim bu durudman sikayetci cunku klavyeye absmaktan yeteri derecede yoruldular butun gun. Devami yarina (umarim)...

Bademcik 

Son 4-5 gundur bogazimda yine bir sorun var, ara sira batiyor birseyler. Ama bu sefer her zamankinden biraz farkli yani oyle surekli olan birsey degil neyse ki. Umarim yine bademciklerimden bir problem cikmaz basima. Bu sene o kadar cok cektim ki bademcik belasindan, artik bir rahatsizliga daha dayanamam. Hem yaz ayinda kim inanir ki benim bademciklerimi yine sisirdigime! Bakin yine yanlsi anlasilmasin diye soyluyorum :) Sozde yaz mevsimindeyiz yani en azindan oyle olmamiz gerekiyordu ama biz burda henuz o guzelligi ya-sa-ya-mi-yo-ruz. Bu aciklamayi bugun kac kez yaptim eheh :) Dusunun iste artik durumumun vehametini (o nasil bir kelimedir oyle?!)

Ortak Bilgisayar 

Benim odadaki bilgisayari gecen sene Engin'le ortaklasa almistik, o yuzden de kullanim hakki esit. Gerci ben o hakkin %85'ini elimde bulunduruyorum ama olsun, caktirmayin ;)Bu donem her ikimiz de tez yazdigimiz icin bir paylasim yaptik ve o oglene kadar, ben de ogleden sonra kullaniyorum bilgisayari. O yuzden de Cuma sabahi RTL'e (okulun bilgisayar laboratuari) gittim sabahtan da biraz calisabileyim diye. Once maillerime vs. baktim sonra tam tezimle ilgili konulara konsantre olmustum ki yanimdaki cocuk kalkti ve yerine baska bir kiz oturdu. Kizi farketmemek elde degil! Sagolsu oyle bir sakiz cigneyisi var ki, evlere senlik. Simdi boyle keyifle anlattigima bakmayin, o sirada sinir oldum tabii ben yine sese karsi asiri duyarli bir insan olarak. Kiz sakur sukur pabuc kadar bir sakizi agzini hic kapatmamak suretiyle cigniyor, gevis getiriyor da diyebiliriz bu duruma gerci. Ayni anda bir de konusmaya baslasa karsisindakinin suratina firlar ve yapisir herhalde o sakiz. Bir ara farkettim de boynu kopacak benim bilgisayarimin ekranina bakmaktan. Neyse ki cok kisa bir sure oturdu da ben de cinnet gecirip elimi kana bulamaktan son anda kurtuldum. Icmden biraz saydirdim ama once kiza :) Dedim ki ayni cingene gibi cigniyorsun, zaten tipin de oyle, esmer falan, unutmusu mboyle tipleri Almanya'ya geldikten sonra. Ama abla sagolsun aninda hatirladim yine.

Sonunda bilgisayarlarda isim bitti ve disariya cikmak icin merdivenlerden inmeye basladim. O sirada da bu ablayla tekrar karsialsmayayim mi?! Hem de baska bir cocukla Turkce konusurlarken!!! Dumur oldum tabii, neyse ki yanimda otururken bir pot kirmadim. Neden boynu kopacakmis gibi benim monitore sarktigi da belli oldu, herhalde Turkce bir siteye bakiyordum o sirada.

Gurultu Kirliligi 

Haftasonu guzel guzel oturmus odamda ders calsiyordum. Hava da nispeten guzel oldugu icin (yine yanlis anlasilmasin yagmur yagmamasi demek guzel hava demek oluyor burda artik,yani 16 derece falan artik benim iyi hava kavramim) camim acik oturuyorum. Neyse, birden sinir edici bir ses duymaya basladim ardarda. Hani su ICQ'da mesaj gelince aahh diye vikleyen bir ses vardir ya iste o. Ama surekli hic durmadan viyaklayip duruyor. Ben tam kendimi yatistirmaya calisip dersime donme gayretleri icerisindeyken bu sefer de bangir bangir bir muzik sesi! Hem de sanki ben kendi odamda caliyormusum gibi, o kadar yuksek yani. Once Turk muzigi zannettim hatta bizim Baris'in odasindan geliyor zannettim. Bir keresinde gecen sene yine futbol maclari varken Baris'in ve odasindaki diger tum arkadaslarinin ettikleri kufurler ve de caldiklari muzikler benim odamdan rahatlikla duyulabliyordu da :) Bu arada odalarimizda cok uzak birbirine ama ona ragmen ses benim odada, dusunun artik! O benden 3 kat yukarida oturuyor ve de tam 9 oda yanda. Muzik sesi dayanilmaz derecelere varinca, basimi uzaip pencereden disariya baktim da calan parcanin Arap muzigi oldugunu farkettim, osnra da mecburen kos kos penceremi kapattim. Nedir benim bu gurultucu insanlardan cektigim?!

Alisveris 

Su Engin'e bazen sinir oluyorum ama hemen ciddiye almayin ;) Son uc alisveris amacli disari cikisimizda da beni sinir etti. Neden mi?! Soyle: Amac, benim disariya cikip ustume basima guzel birseyler almak. Ama her seferinde ne oluyor? Ben hicbir sey bulamiyorum ve Engin Bey bana inat yapar gibi her seferinde elinde posetlerle donuyor eve!!! Ben sinir olmiyim da kim oldun simdi :)

Yaw bu Almanlarin ciddi derecede zevksizlik problemi var. Bunu her gecen gun daha iyi anliyorum. Yaz basindan beri (burda yaz gelmedi henuz yanlis anlasilmasin ama haziran geldiginden beri benim beynim psikolojik olarak yaz mevsimi diyor) kendime bir etek bakiyorum ama hala bulamadim. Zaten artik umidimi de kestim, dolasmadigim magaza kalmadi ki! Adamlar cok komik. Kesinlikle uygun boylarda etek yapamiyorlar. Uygun boydan kasit nedir, diz ustu bir etek. Ama nerdeeee?! Benim her giydigim etek hayatta oturulamayacak durumda cunku oturdugun takdirde uzerine hicbir sey giymemis olacaksin :) Ve de burda giysem bile (burda kimse taciz eder gibi bakmiyor ya da laf atmiyor, gozunu sevdigimin avrupasi :P) sonucta 2-3 ay sonra Turkiye'ye donus yapacagim ve bir daha da bu etegi hayatta giyemeyecegim. Dolap bekletmek zorunda kalacagim yani, hem de dunya kadar para verip uzerine!

Neyse, kisacasi ben burdan etek metek a-la-mam. Ben de alisveris yapmak istiyorum, uhu uhuuuu :(

Yurt Yasami 

Lise ve universitedeyken hep merak ederdim yatililarin hayatlari nasildir diye. Hatta soyle birkac haftaligina o tecrubeyi yasamk bile isterdim. Sonunda bana da kismet oldu da Almanya'da bu deneyimi yasiyorum. Gerci kandirmayalim simdi kendimizi. Benim yasadigima da yatili hayati denmez ki. Sonucta kendi evim, banyom ve odamin icinde kendi olusturdugum mutfagim var ama yine de diger ogrencilerle beraber ayni binada kaliyorum. Ucundan kenarindan yatili hayati diyelim en iyisi ;)

Iste bu hayatin bazi guzellikleri de var. Mesela televizyon acik olmadan da sen muhim olaylardan aninda haberdar olabiliyorsun. Tipki dun aksam oldugu gibi. Enginler aksam Yunanistan-Portekiz macini izlemek icin disariya bir puba gittiler ama ben onlara katilmak istemedim ve firsat bu firsat deyip bilgisayardan turk televizyonlarini izlemeye koyuldum. Bazen bu, inanilmaz hosuma gidiyor. Neyse bi ara bizim katta ufak capli bir kiyamet koptu ve anladim ki Yunanistan kupayi evine goturdu. Benim katimda oldukca fazla sayida gurultucu Yunan arkadasimiz var da! Ben Portekiz'in kazanmasini istiyordum gerci. Bir de bu Avrupa kupasi maclari basladigindan beri Yunanistan'in her mac kazanmasinin ardindan aslinda ne kadar uydurup bir takim oldugu, sadece sansi yaver gittigi icin kazandigi yolundaki dedikodular da birer birer sahipleri tarafindan bogazda takilmak suretiyle yutuldu ;)

Bilgisayar Basinda 

Bugun sabahtan beri bilgisayar basindayim ama ancak firsat bulup da yazabiliyorum. Bir taraflarim tutuldu otur otur. Amma zor ismis su bilestirme. Teze kayit oldugumdan beri kaynak okuyup birseyler yazmaya baslamistim. Ama maalesef her kaynaktan benim tezimdeki her kisimla ilgili bilgiler cikiyor. O yuzden de yazdiklarim corba seklindeydi. Bugun oturup birlestirmeye baslayayim dedim de... Off bu saat oldu ama bir gidim yol katedebildim daha. Yarin devam, bugunluk bu kadar yeter de artar bana. Birden cok calismaya bunyem adapte olamadi tabii :)

Friday, July 02, 2004

Rastgele Blog 

Guzel bir link, solda linkler kismina koyuyorum...
Tikliyorsunuz, adindan da anlasilacagi gibi rastgele bir blog bulup karsiniza getiriyor. Bazen guzel seylere rastlayabilirsiniz.

Haftasonu Yanacaksiniz 

Bu baslik bugun haberx'i okurken gozume takildi. Turkiye'de hava sicakligi haftasonunda 6 derece artarak mevsim normallerinin uzerine cikacakmis. Ühüü ühüüüü, yarama tuz basiyor sanki her gordugum ve okudugum sey :( Ben de sicaklarda yanmak istiyorum.

Sony Ericsson T610 vs. Nokia 7250i 

Bu ne sahane bir telefonmus da ben kac zamandir hakkini yemisim :P Noel'de burdaki kampanyadan yararlanip hemen hemen herkes ya Nokia 7250i ya da Sony Ericsson T610 almisti. Ben ise Nokia'yi tercih edenlerdendim. Ve bunca zaman Engin'in aldigi T610'a pislik atip durdum(satasmak zevkli oluyor da...). Bu satasma, Köln gezisi donusu yolda sikildigimizda Bluetooth teknolojisi sayesinde Alper'le karsilikli 2 telefonla mini golf oynanana kadar surdu. Ama orda agzimin payini aldim :) Cok eglenceli oluyormus. Gerci eminim baska bircok telefonda da vardir bu ozellik ama ben ilk defa o gun birebir sahit oldugum icin ve de yolda cok sikilmis oldugumdan inanilmaz hosuma gitti :)Bu arada resim kalitesi de benimkinden daha iyi. Reklamlari dinlediniz...

Hotmail'den Atak 

Gmail ve Yahoo'dan sonra rekabette geride kalmak istemeyen hotmail de bellek kapasitesini 250 MB'a cikariyormus. Tarih olarak yaz sonu denilirken kesin bir aciklama da yapilmiyor. Ek dosya gonderiminde ise sinir yine Yahoo'da da oldugu gibi 10 MB.

Yahoo kapasiteyi 100 MB'a cikardiktan sonra sadece hotmaili kullanan biri olarak onu aldatip hemen yahooya cark etmistim ;) Hatta yahoo adresimi hep bir uvey evlat olarak gordugum icin senelerdir lutfedip bir adress book bile olusturmamistim. Neyse ki hotmail de bu kizgin rekabet ortamina ayak uydurmaya karar vermis. Gerci bence gec bile kaldi cunku yahoo'yu kullanmaya basladigimdan beri hotmail'den daha cok hosuma gitmeye basladi :)

Thursday, July 01, 2004

Biraz da Futbol 

Simdi de Yunanistan-Cek yarifinal macini izlemeye geldi sira :) ben Cekleri tutuyorum, bakalim neler olacak...

Wimbledon 

Bugun Wimbledon'daki iki yari final karsilasmasini izledim de bunca sene aradan sonra tekrar tenis izlemek inanilmaz hosuma gitti :) Ilk karsilasma Davenport-Sharapova, ikinci karsilasma ise Williams-Mouresmo arasindaydi. Maria Sharapova sanirim yeni bir oyuncu olsa gerek ya da ben ilk defa duyuyorum. Gerci ben tenisle yaklasik 99 senesinden beri pek ilgilenmedigim icin ismini daha once duymamis olabilirim. Neyse efendim bu Rus oyuncu henuz 17 yasinda ama cok iyi konumda daha simdiden. Hem de guzel oldugu icin dikkatleri uzerinde cekmis durumda. Aklima gelmisken, en kizdigi sey Anna Kournikova'ya benzetilmekmis! Bir de spiker pek bir dalga geciyor Sharapova'yla :) Neden mi? Inanilmaz sesler cikariyor da o yuzden. Hatta bugun dedi ki: "Seles'ten sonra en cok ciglik atan tenisci, hatta sesi 100 desibele kadar ulasiyor :P Queen of Scream!" Cok eglendi mac boyunca yaptigi yorumlarla :)

Amelie Mouresmo'yu da taaa kac sene oncesinden hatirliyordum. Sanirim 1999 olacak, emin degilim. Hingis'le yaptigi mac sayesinde cok ses getirmisti.

Final karsilasmasi Sharapova-Williams arasinda olacak; kesinlikle izlemeliyim! Ama zamanini bilmiyorum. Bir bakayim en iyisi internetten.

Sineklik 

Malum gecen haftalarda bir sineklik almistik Engin'le, hatta olay olmustu, yazmistim onu da hatirlarsiniz... Neyse iste bu benim tum umidimi bagladigim sineklik bes para etmiyor! Yine bu sabah her iki camimin onu de o sari kucuk igrenc sinekciklerle doluydu. Hatta onlari elimdeki islak bezle oldururken bir yandan da soyleniyordum. "Sonunuzun boyle olacagini bilseydiniz hic girmezdiniz benim odama degil mi?!" AHAAHAHA diye de turk filmlerindeki kotu adam kahkahasiyla suslemeyi ihmal etmedim tabii. Ben de boyle egleniyorum iste :P

Temmuz Geldi 

Saka maka Temmuz da geldi catti sonunda. Sanirim ilk defa dogumgunumu evimden uzakta gecirecegim bu sene :( Bazen Engin laf ediyor, burasi senin evin cunku 2 senedir burda yasiyorsun vs. diye ama hayir Magdeburg kesinlikle benim evim olamaz! Tamam Köln, Berlin, Dresden falan dese dusunuruz de, Magdeburg iih, hic sansi yok :)

Havadan bahsetmeden olmaz! Bugun yine hava buz ve de yagmurlu. Bari gokyuzu kapkara olmasa, yok yok ben burda bu yaz bunalima girerim. Yaz mevsimi diye birsey bilmiyor burasi. Magazalarda askili bluzler sortlar vs. oldugu gibi duruyor, alan yok ki. Hem bu havada onlari kim alir, alsa da nasil giyer ki?!


This page is powered by Blogger. Isn't yours?

Weblog Commenting and Trackback by HaloScan.com
Degerlendirme Yapicaaammm! Ben de Yazicaaammm! Kim Ne Demis? E-mail
Hava Nasil Buralarda?
The WeatherPixie
Oyunlar