Tuesday, August 31, 2004

Olmaz Boyle Sey!!! 

Olmaz boyle sey ya ınanamıyorum hala :((( Hem cok sınırlı hem de cok acım hırrrr :( Sebebıne gelınce: Her zaman kullandıgım, yurttakı ortak mutfagın fırınına koydugum yemegımın calındıgını farkettım az once ve cılgına dondum. Kım yapar boyle bırsey ya?! Her kımse bogazında kalsın ve de zehır zıkkım olsun gıbı bır suru beddua ettım bıle ıcımden, hatta yazdım bıle. Bende sans olsaydı zaten. neden boyle seyler sureklı benı bulur anlamam, nedense sureklı belayı uzerıme cekıyorum...
Bu arada, tezımde de 20 sayfa yanlıs cıkmıs sınır oldum :( Yarın ısım yokmus gıbı tekrar bastırıcam sımdı offfffffffffffff. Butun keyfım kactı yıne.

Neler Yapıyorum-4 

Bugun sabah saat 10:30da Hausmeıster'la randevum vardı o yuzden de Pazar gunu odamı bosalttıktan sonra dun de butun gun temızlık yaptım mecburen. Ama ne temızlık! Kose bucak. Hem sunu gordum kı eger Istanbul'a dondugumde ıssız kalırsam 3-5 ay gundelıge gıdebılırmısım yan gelır olarak :P Dun aksam yorgunluktan canım cıkmıs vazıyette koltuga yıgılmıs otururken Engın bunun mumkun olmadıgına ve benım ıs yapamayacagıma kanaat getırdı. Gercı haksız da sayılmaz, dun bacaklarım, kollarım ve de en onmelısı belım agrıdan kopuyordu. Iyy, hatırlamak bıle ıstemıyorum. Bu arada, Turkıye'ye donunce belım ıcın doktora gıtmek artık farz oldu, hem de oyle abuk sabuk doktora degıl, esaslı bır taneye. Sonra dermatologa da gıtmem gerekıyor su elımdekı kasıntı ve soyulmalar ıcın. Gercı daha once de gıtmıstım cıldıyecıye bu sıkayetım ıcın ama sebep olarak "stres"ı gostermıstı doktor ve ben kafayı yemıstım. O zamanlar lıse3 teydım ve o gun bugundur bu sıkayetım devam edıyor. Gecen sene burda da gıtmıstım doktora ama o da aynı seyı soylemıstı ve onun da verdıgı kremler bes para etmemıstı. Bakalım, bu sefer ne olacak... Onun dısında acılen goz doktoruna da gıtmem gerek, hem lenslerım bıttı hem de ıyı goremıyorum yıne buyudu galıba derecem, offf... Ergenlıgı de gectık gercı ama banamısın demıyor hala azımle artıyor goz numaram. Sanırım sımdılık bu kadar yeterlı Cuma'dan berı yazamadıgım ıcın sızın gonlunuzu almısımdır sanıtım :P Sabahtan berı bılgısayara bakmaktan hem gozlerım agrıdı hem de yukarı cıkıp yemek yapmam lazım. Evım evım guzel evım, Cumartesı'den sonra annemın sahane yemeklerını yemeye ve sısmanlamaya kararlıyım :P

Neler Yapıyorum-3 

Pazar gunu sabahtan aksama kadar odamdakı esyaları toplayıp bavullara, cantalara ve elıme ne gectıyse artık poset, klasor vs. gıbı seylerın ıcıne doldurup arkadasımın odasına tasımakla gectı. Ve bu ıs dusundugumden de yorucu ve vakıt alıcıymıs, tabıı bu arada da delı gıbı cop cıktı odamdan. Herseyı tutmusum elımde, ılla lazım olur dıye herhalde, attıgım kagıdın ve ıvır zıvırın haddı hesabı yoktu ve dun gece arkadasımın odasındayken de yıne bır partı elden gecırdım ve epey cop cıkardım. Heheh goturecek esyalarım ve dolayısıyla da yukum azalıyor boylelıkle :) Daha en azından bır posta daha atılacak esya cıkartırım nasıl olsa ben bu aksam, hatta aklımda olan seyler bıle var neyse kı. Pazar gunu odamdakı calısma masalarından bırını dısarı cıkardık (odanın envanterı olmadıgı ıcın) ve anında alıcısı cıkmıs :) Iyı barı, ben de oyle bır katta bulup almıstım gecen sene, sımdı benden sonra da bırısı faydalansın. Burası o acıdan cok hosuma gıdıyor. Insanlar gıderlerken satamadıkları esyaları asansorun oldugu yere cıkartıyor ve ıhtıyacı olanlar da alıyorlar.
Bu arada yazdıgım seylerde Turkce bozuk olabılır ama tekrar uzerınden gecıp kontrol edemeyecegım maalesef, ıdare edıverın artık. Ben ılgınc bır ınsanım, su bakımdan: Bazen yaptıgım ıse o kadar ıyı konsantre olup dalarım kı yanımda bomba atsanız duymam. Bazen de tam tersıne en ufak bır muzık gurultusu vs. gıbı bır seste acayıp rahatsız olurum, onumdekı ıse kesınlıkle dıkkatımı toplayamam kı su anda da boyle bır durum soz konusu. O yuzden dedım zaten, yazdıgım cumleler bozuk olabılır dıye. Bır yandan da Turkce muzık ıdnlıyorum da bılgısayarda ;) Nedense hep boyle oluyor. Dun eskı telefon faturalarıma goz atarken de onu farkettım. Turkıye'ye donud tarıhım yaklastıkca hasretım depresıyor ve nedense Turkce muzık dınleme ya da Turkıye'yle telefonda konusmak vs. hep artıyor.
Yıne uzun oldu galıba degıl mı? Ben en ıyısı bır baska entry daha acayım da oradan devam edeyım...

Neler Yapıyorum-2 

En ıyısı parca parca yazayım son gunlerde yaptıklarımı yoksa bazı arkadaslar sagolsunlar usengeclık dız boyu olmus, cok uzun okuyamıyorum sonuna kadar dıye sıkayet edıp duruyorlar. Istersenız kasete kaydedeyım bır de yazdıklarımı da sız hıııccc yorulmayın tembel tenekelerr :P Onlar kendılerını bılırler!
Bu arada bu Turkce klavyede yazmak ne kadar da zormus. Y'lerle Z'lerın yerı degısık, sonra ı ve i farklı yerlerde ve tabıı en onmelısı de noktalama ısaretlerı. Arkadasım bırkac gunlugune tatıle cıktı da sagolsun ben de onun labtop'unu kullanıyorum :) Ders faslını bıtırdım, blog yazıp kotuye kullanıyorum ıste :P Yalnız süper bırsezmıs labtop, onu farkettım bır kez daha.
Bazen bılgısayar benım ısımı zorlastırmak ıcın mı yoksa kolaylastırmak ıcın mı karar veremıyorum. Su son 1 haftadır tezımın formatıyla ılgılı o kadar cok problemle karsılastım kı! Cılgına dondum, ıcımden okuldakı bılgısayarlara tekme atıp paramparca etmek gectı. Ama sıkıysa yap ;) Bır table of contents, lıst of fıgures ve lıst of tables hazırlayacagım dıye canım cıktı ama sonunda Engin sagolsun onun da buyuk yardımıyla hallettım yaklasık yarım saat once her seyı. Tezın buyuk bolumunun prınt-outunu bu sabah aldım ve farkettım de epez tuzluya mal olacak bana! Daha sımdıden 28 euro bayıldım kı daha 6 sayfa cıktı alacagım ve de ıkı adet cıltletme yaptıracagım bakalım son durum ne olacak, onu da yarın sabah gorecegız. Yanlıs hatırlamıyorsam Barıs'ın her seyı toplam 40 euro tutmustu, ıyı para.
DAAD'den maıl atmıslar, eksık evrak gondermısım. Gecen ay, mezun olmadan doldurup gondermemız ıcın bırseyler yollamıslardı, ben de dun lutfedıp postalamıstım ama eksık varmıs. Allah allah, baska bırsey yoktu kı, en azından ben hatırlamıyorum. Sımdı o d agınıklıgın ıcınde nasıl bulurum ben onların bana ılk yolladıkları mektubu?Yok, mumkun degıl cıkartamam onu sımdı hıcbır yerden, umarım fazla muhım bırsey degıldır. Aksam bulamazsam, maıl atayım barı...

Neler Yapıyorum 

Farkındayım, bu aralar cok bosladım blog yazma isini ama ne yapabilirdim ki?! Isim basımdan asmıs vaziyette, ortalıkta deli danalar gibi dolanıp duruyorum. Neye nasıl yetisecegimi sasırmıs vaziyetteyim. Gerci bu kadar acele ve apar topar islerimi yoluna koymak gibi bir zorunlulugum yoktu ama ben bos durur muyum, illa ki kasınıcam, rahat vermeyecegim kendime. Yıprandım saka maka son haftalardaki stres yüzünden. Ama mutlu musun derseniz evet mutluyum neyse kı :) En azından bu kadar acı cekmemin karsılıgını goruyorum ve sonunda Cumartesi gunu Turkıye'ye donebılıyorum :) Süper, kendımı harıka hıssedıyorum dusundukce. Gercı bakmayın boyle konustuguma. Oyle Turkıye Turkıye dıye yanıp tutusan bır ınsan degıldım aslında ben ama su son 2 senede ne olduysa oldu ıste. Demek ınsan evınden, aılesınden, arkadaslarından ve cevresınden uzak kalınca boyle oluyormus. Aklıma gelen tek acıklama bu en azından. Aslında Turkıye'dekı duzene, koyden kente gelıp kendını gelıstırememıs ve benı evımde rahatsız eden bılımum magandaya hep lanet etmısımdır. Benı sureklı kızdıran bırsey ıllakı cıkar mesela Turkıye'de sokaga cıktıgımda. Halbukı burda oyle mı? Ne guzel huzur buluyorum; tevekkelı buranın ınsanı uzun yasıyor. Bugun ablamla da onu konusuyorduk. Yıne apartmandakı magandalardan bırı tehdıtkar bır konusma ve cıkıs yapmıs, handeyı delırtmıs dogal olarak. Dedım eyvah, yıne baslayacaklar benı sınırlendırıp delırtmeye. Ama yıne de gerı donmek ıstıyorum, eheh evet bılıyorum bıraz celıskılı soyledıklerım ama olsun anlamaya calısmayın, ben boyleyım. Kolay kolay memnun olmuyor muyum ne?!

Friday, August 27, 2004

Tatsiz Haber 

sabah sabah geldim laboratuarlara ve biraz isim vardi onlari halledecektim. Bir baktim, benim asistan mail atmis, hemen actim tabii. Ama sabah sabah ondan aldigim tatsiz haber iyice canimi sikti :( Su an yaz okulu icin Cin'de oldugu icin benim teze goz atamayacagini ve ancak ayin 7 sinde buraya dondukten sonra okuyup bana yorumda bulunacagini soylemis. u da demek oluyor ki bosuna erken donmek icin kendimi o kadar sikip bitirdim tezi... Ben de hemencevap attim, boyle boyle, bana bir jest yap da ordayken okuyuver diye... Bakalim, ne diyecek...

Gurultu ve Uykusuzluk 

Maalesef bu sabah yine 7yi biraz gece gurultulerle uyanmak zorunda kaldim. Oysa ne hayaller kurmustum dun gece yatarken... Ne guzel uzun suredir ilk defa alarmimi kurmayacaktim ve istedigim kadar uyuyabilecektim ama nerdeee. Gurultulerin kaynagi benim odamin hemen altindaki kaldirimin yapiliyor olmasi. Yepyeni kaldirimdi, isimizi de goruyordu, neden tekrar sokup yapma ihtiyaci duydular bilmiyorum. Gerci yerel secimler var bu aralar Magdeburg'da ama ;)

Neyse sabah mecburen kalktim ama sinirlenmeden de edemedim tabii. Aklima geldi sonra birden ablam ve onun yaptigi bir cinlik :P Istanbul'daki evimizde yan komsu her cumartesi pazar elektrik supurgesini calistirdigi icin ablam da zavallim sabahlari erkenden uyaniyormus ve bir hisim bir keresinde ben de evdeyken kalkip kulaklarina pamuk tikayip tekrar yattigini hatirliyorum. Goruntusu cok komik gelmisti o zaman bana ama hic de degilmis! Basima gelince ben de anladim. Sanirim cezami cekiyorum :P

Thursday, August 26, 2004

Blogger'da Yenilik 

Blogger'a guzel bir ozellik daha eklenmis. Mesela benim entry'mi okuyorsunuz ve "aaa bunu mutlaka Asli'ya anlatmaliyim" diyorsunuz. Cok kolay. Siz hic dilinizi yormayin. Hani o her entry'nin altindaki mektup isareti var ya, iste ona tiklayin, tikayin, tiklayin, korkmayin ve gonderin o entry'i kime istiyorsaniz. Eh, bizde hizmet sonsuz, bu iyiligimi de unutmayin :P

Sabah Soku 

Dun sabah basima gelenleri aktarayim hemen size. Yatakta yari uyanik vaziyette yatiyorum ve disaridan gelen gurultulere direnerek henuz kalkmamak icin kendimle ic hesaplasma yapiyorum. Neyse, birden cok gurultulu bir anahtar sesi duydum bir kapida. Ama o kadar gurultuluydu ki sanki benim oda kapim gibiydi! Tabii, bu mumkun degil dedim kendime ama baska da o gurultunun bir anlami olamazdi. Neyse, hemen yataktan kalkip kapiya dogru basimi uzattim ve bir de ne goreyim. Beyaz tulumlu Alman bir amcayla karsi karsiyayiz!!!! Adam birseyler deyip cekti kapiyi tekrar ve cikti odamdan! Ben sok gecirdim tabii. Sonucta, ben odamda giyiniyor da olabilirdim o iceri daldigi sirada, ne salakca birsey bu hausmeister'larin yaptigi. Hasmeister'larin bununla ne ilgisi var diyeceksiniz, soyle ki: Bizim yurttan sorumlu ogrevlilerde (Hausmeister) ozel anahtarlar var, herkesin kapisini acabiliyorlar. Hem de uzerinde anahtar olsa bile! Yani benim odamin kapisini kilitleyip, uzerinde anahtari birakip uyumamin ya da odada herhangi bir isimi yapmamin bir anlami yok cunku iste dun yasandigi gibi bir olay kolaylikla tekrarlanabilir. Oh ne ala memleket, cok sinirlendim tabii. Icer dalan tulumlu kisi de benim 2-3 oda yanima mutfak yapan iscilerden biriydi... Odalari karistirmis anlasilan, herhalde o da sabah sabah uyku sersemiydi ;) Insan once bir kapiyi calar, dingonun ahiri mi burasi, asil ona sinirlendim. Neyse, su an yazarken gulyuorum sadece, cunku tezimi yolladim, coookk mutlyuum ben coookkkk :)) Tabii, simdilik yani asistan bana yeni isler cikarmadigi surece.

Hele Sukur!!! 

Tamam tamam kizmayin hemen, biliyorum Pazartesi'den beri yazamiyorum ama neden, bir sorun once neden diye :P Tezimle ugrasiyorum da deli gibi sabahtan aksama kadar, ondan. Cok sukur, sonunda yaklasik 10 dakika kadar once herseyiyle bitirp asistana yolladim. Artik ondan cevap gelene kadar yapabilecegim birsey kalmadi. Ben de su son gunlerde malum kafayi yemistim ders ders diye, biraz rahatlarim en azindan. Hem yarindan itibaren odami bosaltip, tum esyalarimi bavul, koli vs. lere doldurup calismalara baslamam lazim cunku Pazartesi gunune az kaldi. Malum, Pazartesi sabahi odayi teslim edecegim. Adamlar deli gibi kontrol ediyorlarmis, incik cincik her seyi. Bakalim umarim benim odada bir sorun cikmaz da depozitomu geri alabilirim. Yarin baslarim artik mecburen toparlanmaya ve kose bucak odayi temizlemeye...

Bugun ablam mail atip sormus madem cok daraldin niye bu kadar kendini sikiyorsun diye... Sebebi acik: Bir an once donmek istiyorum ve de kendime hemen super bir is bulmak!! Aman neyse, simdi o konuya hic dalmayayim yoksa kolay kolay cikamam.

Himmm, sanirim simdilik benden haberler bu kadar. Zaten kac gundur ders calismaktan baska bir sey yaptigim yok ki. Bu arada, bu sene ne tatil ne de deniz, kum, gunes sefasi yapabildim :( Havalar 2 haftadir burda yine cok kotu ve bir daha da artik duzelmez. Hem soguk hem de yagmurlu, igreennnccc. Istanbul'dakilerle konusuyorum da 30 derece burasi falan dediklerinde cildiriyorum. Ben de isterrriiimmmm!

Monday, August 23, 2004

Cookk Calismam Lazim Coookkk 

Sanirim en son Cuma gunu birseyler yazmistim bloguma, bu da bana hic yakismiyor :P Ben ki blogumu her gun guncelleyen biri olarak... Ama ne yapayim, Persembe'den beri gercekten azmettim ve cok verimli bir sekilde calisiyorum, mutluyum, gururluyum, o yuzden de ne kimseye mail yazabildim, ne fotograflarimi duzenleyebildim ne de herhangi baska ozel bir isimi yapabildim. Sakin yanlis anlasilmasin, halimden gayet memnunum cunku Turkiye'ye bir an once geri donmek istiyorum. Ayin 13ünde (14ü de olabilir, emin degilim) bir arkadasim Japonya'ya gidiyor exchange olarak 1 donemlik, o gitmeden bir gorusmek istiyorum. Ayin 17sinde de bir dugun var, ona katilmak istiyorum vs... Gerci bu cok da benim elimde olan birsey degil cunku tezimi son haline getirdikten sonra asistana yollayacagim ve onun okuyup elestiriler getirmesini bekleyecegi. Sonra o elestiriler dogrultusunda biraz daha tezin uzerinde calisip kayit, ilisik kesme vs. islerimi halledip ancak ondan sonra donebilecegim.

Cumartesi gunu bilgisayari sattik, odamda inanilmaz yer bosaldi buzdolabi, ardinda bilgisayar gidince... Uc masa da bana kaldi, yayilabildigim kadar yayiliyorum artik :) Gerci yeni goruntusune henuz alisamadim odamin. Hos, alismama da gerek kalmadan bosaltacagim nasil olsa ay sonunda.

Bilgisayar da olmadigi icin artik isim daha da zor cunku okuldaki laboratuari kullanmak zorundayim, ki orda da sinirli saatler var dogal olarak, neyse az kaldi, disimi sikacagim artik biraz daha, ne yapayim. Bugun, yarin ve Carsamba gunu bir arkadasimin odasinin anahtari bende ve boylece onun bilgisayarini kullanabiliyorum, o yuzden keyfim yerinde simdilik :) Ama maalesef Persembe cikmak zorunda kalcagim odadan cunku baskasi geliyor odada kalmak icin vs. Uzun hikaye... Uyuyan Guzel'e de tesekkurler buradan, eger takip edebiliyorsa tabii siteyi...
En iyisi ben biraz daha ders yapayim, simdilik benden bu kadar, sonra tekrar yazarim. Sanirim?! Umarim?!

Friday, August 20, 2004

Dun+Bugun 

Dun sabah yazdigim onca sey heba olunca sinirlendim ve butun gun boyunca bloggeri acip da birsey yazmak gelmedi icimden. Birkac once baslayan karsidaki yurtlarin boya ve yenileme islemleri yuzunden isciler sabah 07:oode calismaya basliyorlar ve ben de bu yuzden her sabah o saatte igrenc matkap, cekic vs. gibi seslerle uyaniyorum :( Tabii, hakli olarak da cok sinirli oluyorum; sabah sabah boyle uyandirilmak kimin hosuna gider ki?! Bugun de yine bu durum hic sasmadi ve sabahin korunde kalkmak zorunda kaldim :( Eh tabii uykumu alamadigim icin de sonra oglene kadar sinirli sinirli dolaniyorum etrafta, bir de bas agrisi eklenince buna tam oluyor! Ama kac gundur anlamadigim birsey var, bu adamlar 07de beni uyandiriyorlar iyi hos da bari calissalar icim yanmayacak. Saat 08e kadar calisip sonra bir daha 10a kadar hicbir cit yok. Yok yok bunda mantik aramak yanlis zaten, tam bir aptallik. Bu yetmezmis gibi bir de yol yapim calismalari baslayacakmis kampuste. Hem de yine benim odamin baktigi yolun orada :((( Ayin 24unde de bu baslayacakmis, yazi asmislar asagida giris kapisina, gecen gun gordum de bir kez daha soylendim durdum kendi kendime. Yip-ra-ti-yor-su-nuz beniiiii! Bu durumda, uykumu alabilmem icin her gece 23.00te yatmam gerekyior ki bu da mumkun degil!

Bu kadar aglama ve sizlamadan sonra gelelim gunun diger olaylarina. Bilgisayari almak isteyen adam dun sabah EnCin'i arayip, niye aramadiniz hala, ne zaman alicaz diye sikistirmis, halbuki biz ona 10 gun sonra arayacagiz demistik. Yarin aksam arayacaktik aslinda ama baktik adam sikistiriyor, bu aksam arayacagiz, bakalim duruma gore ya bu aksam ya da yarin bilgisayarimiza gule gule diyecegiz. O yuzden birkac gundur isime yarayacak her turlu seyi depolamak ve maillerime gondermekle mesgulum. Onun disinda tezle ilgili herseyimi worde gecirip print-outlarini aldim. Geriye kaldi bunlari anlamli bir sekilde birlestirmeye. Beni kutuphane paklar artik, nasil olsa evde bilgisayar da yok. Giderim oraya sabahtan, oturup mecburen ders calisirim, yoksa odada olunca illaki yapacak birsey buluyorum ve cok dagiliyorum, sonra da uzuluyorum bugun hicbir sey yapamadim diye. Aslinda kendimi siksam kisa surede bitirebilecegim seyler ama bende hic calisma istegi kalmadi ki... Artik okuldan ve derslerden sikildim. Bundan sonra sadece kendi ozel zevklerim icin okumak istiyorum, yeter artik, 18 senedir ogrenciyim!

Aksam bizim bir Turk arkadasimiz burdan bir Alman kizla evlendi gecen hafta, onu kutlamaya disari ciktik, guzeldi... Ama gittigimiz yer esas dondurma uzerine bir cafe restoran oldugu icin masadakiler dondurmanin binbir cesidini yerken kendi kendimle uor mucadele ettim ve sadece bir sicak cikolata icmekle yetindim, kendimle gurur duyuyorum :P

Himmm baska... Burada bugun yagmur yagiyor, hava kotu. Zaten haftabasindan beri sicaklik acisindan bir sorun yasamasak da bir turlu gunesi goremiyorduk, hep bulutluydu, bugun de patlak verdi sonunda. Ben hala bu sene henuz hic yuzemedim :( Wetter.de'ye bakacak olursak haftaya super olacak burada hava, umarim oyle olur da ben de artik gec de olsa yaz sezonunu acabilirim ;)

Aa bir de dun eger yazmis olsaydim anlatacagim birsey vardi. Gecen gece odaya geldim, yatacagim artik. Ama isigimi acmamla havada igrenc siyah kelebekimsi bir bocegin odanin icinde ucusmasi basladi :( Ben ki her turlu hasereden odu kopan bir insanim hemen arkadasima telefon edip asagiya cagirdim tabii. Uzun ugraslar sonunda (yalan!) ben arkadasimin bocegi bir sekilde disari kacirmasini beklerken, hayvanin uzerine bir defterle vurup oldurdu, ogghh, igrencti. Bir de once onu camin uzerinde oylece birakti, sanki ben onu mendille falan alip atabilirmisim gibi. Neyse, tam oh kabus bitti derken bu sefer de baska bir bocek baslamasin mi odanin icinde ucusmaya. Sanirim diger olenin bir akrabasi olacak ki arkadasimin uzerine saldirdi :) Ve birden gozden kayboldu. Minicik odanin icinde ara ara bir turlu bulamadik, eh tabii ben de haliyle o odada uyuyamazdim. Sonunda boyle bir yarim saat kadar oyalandiktan sonra bakti arkadasim ben o bocegi bulmadan ne kendim uyurum ne de onu uyuturum, hadi gel odalari degiselim dedi ama ben onu da kabul etmeidm. En sonunda, halinin uzerinde olu bir bocek gorduk ve hayvanin ucarken isiktan yandigi kararinda hemfikir olduk. Daha dogrusu ben olmus gibi yaptim cunku butun gece uykuya dalana kadar acaba bocek gelip yuzume gozume konar mi diye kafayi yedim.

Bu arada, dun gece yatmadan internete girip soyle bir bloglara baktim da Betul'un Pride and Prejudice'in filminden bahsettigini gorunce dayanamayip bir comment yazdim. Ben universite 2 den beri guya o kitabin orjinalini alip okuyacagim ama bir turlu imkan olmamisti. Bunun uzerine cevap olarak, Turkiye'ye dondugumde kitabi bana odunc verebileceginden bahsetmis de sabah sabah cok hosuma gitti :)) Beni sahsen tanimamasina ragmen boyle bir sey teklif etmesi inanilmaz hosuma gitti :) TESEKKURLER!!!

Thursday, August 19, 2004

Blogger Nedir Senden Cektigim?! 

Upuzun bir entry yazmsitim ama hepsi silindi ben yanlislikla reloada butonuna basiverince. O yuzden tekrar tekrar yazacak sabrim yok su an. Bakalim, sakinlesince yazarim artik... Offf, nasil gitti onca sey :((

Wednesday, August 18, 2004

Profesörden Cevap 

Gecenlerde bizim universitedeki bolumun mail grubunda komik bir olay yasandi onu aktarayim size:

Alman bir kiz ogrenci, oral exam'e calismak icin fotokopiciden aldigi okuma listesini cok temiz kullanmis ve satmak istiyor bizlerden birine. Onun icin de once bir girizgah yapmis mailinde. Ben su su hocalardan girdim sozluye, tam bir hayalkirikligiydi. Onca seyi bosuna calismisim cunku cok alakasiz seyler sordular. Asil onemli olan sozlunun basinda yapacaginiz kisa presentasyon, butun sorular oradan geliyor, o kadar okuma yapmaniza gerek yok vs. seklinde bir mesaj yazmis. Sonra da notlarini satmak istediginden bahsetmis. Yanilmiyorsam, bu mail Cuma ugnu yollandi gruba. Pazartesi gunu de bu kizin sozlu sinavini yapan profesorlerden biri mail grubuna mesaj atti veeeeee gerisini siz dusunun :)) Once, guzel bir hatirlatma yapti kiza ve bu mail grubuna asistanlarin ve profesorlerin de uye oldugunu tekrar yineledi :) Kiz nasil unutmus bunu, hayret! Umarim tezini o iki hocadan birinden almiyordur yoksa hos bir durum olmayacak gibi... Zaten almayi planliyorsa da artik bu saatten sonra almasa iyi olur.

Kotu Bir Sabah 

Bu sabah cok kotu basladi, aynen oyle de devam ediyor maalesef. Sabahin korunde (07:oo oluyor bu benim icin cunku her sabah 08:45te kalkan biriyim) taka taka taka sesleri esliginde uyandim, hatta deyim yerindeyse yatagimdan firladim :( Cunku sagolsun dunku amcalar matkaplarini kapmislar yine benim penceremin onunde calismaya baslamislar. Bu Almanlar gercekten bir garip! Boyle sabahin korunde baslayip 2-3 saat calisip ondan sonra butun gun hicbir yapmiyorlar. (insaattakilerden bahsediyorum) Offf 3 saat oldu hala devam, penceremi de kapatamiyorum, hos pencere kapaliyken ben yataktan firlamistim o gurultuyle... Sanirim en iyisi disari kacmak olacak, cunku bu halde odada kaldikca sinirleniyorum. Sabah sabah nedir bu simdi :( Boyle baslayan gunden hayir mi gelir?!

Tuesday, August 17, 2004

Quiz 

Bugun internette dolasirken, bir quiz buldum ve hangi savasci oldugumu buldum :P
Buyrun, benimle tanisin. Dilerseniz, siz de asagidaki linke girip hangi savasci oldugunuzu ogrenebilirsiniz...

Can sikintisi insana neler yaptiriyor.



Which Street Fighter are you?
Test by Nathan

Blogger'da Yenilik 

Blogger'a bir yeni ozellik daha gelmis. Artik rasgele blog secmek icin benim de solda link verdigim adrese tiklamaya gerek yok. Cunku, sagolsun blogger artik yukaridaki bara sacma sapan Ibo reklamlari koymak yerine guzel bir aparat eklemis. Next blog yazisina tiklayinca herhangi bir blog aciliyor onunuze. Ne iyi yapmis, ben de boylece o feci reklamlardan kurtulmus oldum :)

Yeni Bir Site 

Dun yeni bir site farkettim internette gezerken ve soldaki bloglar arasinda yerini aldi hemen. Adresi Yurttan Sesler. Konusu, Istanbul'da olan biten hersey. Amaci ise bakin neymis:
Biz bu sitede şehirde olan biteni sokaktaki insanın, bilgisayarı başındaki adamın gözünden, klavyesinden ve dijital karelerinden aktarmayı amaçlıyoruz.
Niteliklerinizi belirtip sitenin yazarlarinin arasina katilmak isterseniz bir mail yolluyorsunuz ve uygun bulunursaniz siz de siteye dahil ediliyorsunuz. Daha cok yeni, o yuzden pek ilgi cekici birseyler okuyamadim ama ilerleyen gunlerden umutluyum. Merak eden varsa soyleyim, hayir sitenin yazarlarindan degilim, yani reklam yapmak icin bir sebebim yok :)

Bu Sabah 

Sabahleyin gazeteleri okurken Hincal Uluc'un yazisina takildim epey bir sure, olimpiyatlarda TRT'nin tutumunu elestirmis, acmis agzini yummus gozunu. Gerci cok da iyi yapmis, kalemine saglik, haketmisler. Okumak isterseniz buradan ulasabilirsiniz bugunku yazisina.

Sabahtan beri beynim ugulduyor yine, gel de cildirma kolaysa. Hava inanilmaz sicak o yuzden mecburen pencereler agzina kadar acik her an. Ama sabahtan beri yurdun farkli farkli yerlerinde surekli bir matkap sesi! Eh bu durumda ne okudugunu anlamak ne de birsey yazabilmek mumkun. Mecburen pencereyi kapatiyorsun, sonra sicaktan tekrar bunalip aciyorsun ve gurultu baslayinca tekrar kalkip kapatiyorsun. Bu ksiir dongu surup gidiyor ve ben de yine ders ca-li-sa-mi-yo-rum.

Cuma'ya kadar yemekhanede domuzdan baska birsey cikmayacakmis, basimin caresine bakmak zorundayim uc gun. Hem oglen hem de aksam yemek hazirlamak hic de eglenceli olmuyor, hele de burda 20 metrekarelik bir yasam alaninin icinde.

Monday, August 16, 2004

Iyi Degilim 

Bugun yine kendimi kotu hissediyorum, gerci yeni birsey degil, dunden beri suregelen birsey. Oglen yemek cok kotuydu, zorla ac kalmayayim diye yedim denebilir. Sonrasinda yine o meshur bas agrilarim basladi ve aspirin, ari kesici vs. bana misin demedi bu saat oldu :( Ne guzel, epeydir yoktu hic bir seyim, tekrar basladi, offf.

Yemekten sonra gida alisverisi icin Real'e gittim EnCin'le. Realde bir ara dikakt ettim de Tarkan'in "A acayipsin" parcasi caliyor ama soyleyen Tarkan degil yabanci bir bayan sarkici. Kim bilmiyorum ama... Real'e gitmeden once Alle Center'den baska bir alisveris daha yaptigim icin oradan aldigim torbayla Real'e giremeyecegim icin giristeki personele biraktim posetimi ve karsiliginda bir numara aldim. Ama ben tabii bu kafayla Real'de isim bittikten sonra gidip posetimi teslim almayi unuttum! Neyse ki sorun olmayacakmis, biraz once telefonda yarin da gelip alabilecegimi soylediler de icim rahat etti. Yoksa bugun hayatta bir daha disari cikamazdim bu halimle.

Tezimin artik son kisimlarini Word'e geciriyorum sayilir, aksama da Excel'de birkac sorun var onlari gosterecegim bir arkadasima, bakalim, umarim yardimci olabilir... Az kaldi kalmasina da bende bu kaplumbaga tembelligi ve uyusuklugu oldugu surece Eylul sonunda ancak bitirebilirim. Zaten tezin teslim tarihi de 25 Eylul. Aslinda gunde soyle 4-5 saat calisabilsem harika olur, o zaman bir an once bitirip asistanla gorusup ondan aldigim elestiriler sonucu bir daha elden gecirip tezimi en gec Eylul'un ilk haftasi gibi teslim ederdim. Ama nerdeeee...

Saturday, August 14, 2004

Sinema Donusu 

Bu gece sinema donusu yine ayni caddeden gelirken gecen gece karsilastigimiz tavsanla ya da bir arkadasiyla karsilastik :) Sisman bir kedi gibi koskocaman ve de cok korkak. Gerci ben ondan da korkagim, ilk sorum "isirir mi" oldu :)

Yurda geldigimizde EnCin'de de bende de bir enerji fazlaligi oldugu icin (ne hikmetse bugun ikimiz de cok keyifliydik, aman bozulmasin) bir saklabanlik yapalim dedik ve yola bakan odalardan birinde 3. katta oturan arkadasimiz nam-i diger Alpir'in odasinin isiginin yandigini gorduk. Tabii biz bos durur myuyuz?! ASLA. Hemen cimenlerin arasinda kucuk tas arayisina girdik ki pencereye atalim, Alpir da sese saisrip cama ciksin, bizi gorunde gecenin o vakti, daha da bir sasirsin. Ama tas mas bulmak mumkun degil. Sonunda benim cantamdaki pet sise aklimiza geldi ve icindeki suyu bitirip Engin'e verdim ama tabii 3. kata kadar atmayi basaramadi o kadar hafif seyi. Az kalsin bir alt kattaki odanin acik penceresinden iceriye giriyordu :) Sonunda bozuk para atmaya karar verdik ama yine Alpir'dan ses yok. En sonunda da bir tas bulup attik ve bu sefer tam cama isabet etti ama iihhh, yine amacimiza ulasamadik. Sonunda cikip odasina gittik de Alpir banyoda lenslerini gozunden kazimakla mesgulmus, o yuzden bizi duyamamis... Neyse, ben cok guldum. Simdi anlatinca aptalca ve de cok cocukca geliyor belki size ama ben gayet memnundum halimden, bol bol guldum :) Tabii yoldan gecenler de bize ;)

Athens 2004 

Dun aksam ikinci keredir sinemaya gitme isini ertelemek zorunda kaldik cunku bu sefer de olimpiyat oyunlarinin acilis torenini izlemek icin evde kalmamiz gerekti. Cok da isabetli bir karar vermisiz cunku toren tam bir gorsel solendi. Toren younca Yunan uygarliginin dunden bugune gelisimi gozler onune serildi. Ozellikle de havada kosan, ucan melek figurlerini canlandiran insanlar gercekten cok basarililardi. Aslinda tek tek ayirmak pe kde dogru degil cunku herkes isini cok ciddiye almis ve basarili yapmisti bence. Kim bilir ne kadar bir butce ayarmislardir bu gosteri icin. Simdi de kisaca rakamlara goz atalim:

Tören için havuza dönüştürülen stadın zemini, 2 milyon 162 bin litre suyla dolduruldu. 9 bin 645 metrekarelik suyla kaplı alan yaklaşık 6 saatte doldu. Suyun 3 dakikada boşalması için saniyede 3 bin litre suyun çekilmesini sağlayan sisteme bağlı, zeminin altında 2 milyon 300 bin litre kapasiteli yer altı rezervuarı yapıldı. Yunanlar, açılış töreni için 28 Mayıs'tan bu yana yaklaşık 600 prova yaptı. Açılış töreninde yaklaşık 5 bin kişi görev alırken, aralarında Türklerin de bulunduğu 31 ülkeden gönüllüler de sahne arkasında çalıştılar. Gösterilerde, 7 ile 70 yaş arasında değişen toplam 2428 kişi görev aldı.

Sanirim, bundan haftalar once Yunanistan'in hazirliklari hala tamam degil, bu isin altindan kalkamazlar gibi soylemlere en iyi ceavp dun aksam verilmis oldu. Bir de organizasyonun Atina baskani olan bayanin konusmasinin son cumlesi de cok anlamliydi: "Welcome back Home" Malum olimpiyatlarin dogusu yine Yunan uygarligindan cikmisti...

Toplam 202 ulke katiliyor bu sene olimpiyat oyunlarina. Turkiye'den de 75 sporcu. Gerci ABD, Almanya ve Avustralya gibi ulkelerle kiyaslayinca bizimki devede kulak kaliyor... Cunku bu ulkelerden sirasiyla 799, 675 ve 625 sporcu katiliyor!

Onumuzdeki 16 gun boyunca olimpiyat oyunlariyla ilgili her turlu bilgiyi www.athens2004.com sitesinden bulabilirsiniz...

Friday, August 13, 2004

I Robot 

Gerci dun aksam gidecektim bu filme ama grill olunca gitmedim. Hem bir de Emin'in duygu somurusu ve santaji karsisinda hic sansim kalmamisti grille gitmekten baska :) Emin buraya bizden 1 sene sonra gelen bursiyerlerden. Bu sabah yaz tatilini gecirmek icin Turkiye'ye geri dondu ve sagolsun benim de ders kitaplarimdan bir kismini goturdu. Bana tehdit olarak diyor ki "grille gelmezsen goturmem esyalarini". Eh, ben de baktim cok israr var, mecburen gittim :P Ne mecburiyeti canim, aslinda seve seve gittim. Hem son bir kez daha herkesi(kalanlari) bir arada gormus oldum hem de Emin'e veda tarzinda bir sey oldu.

Ben bu kadar esyayi nasil geri goturecegim :(( Bir de havaalaninda simdi fazla yukum var diye kilo basina bol bol para odeyecegim, off offf.

Filme geri donelim, konuyu cok dagitmisim yine :) Biraz once sinemafanatikten baktim da henuz Turkiye'ye gelmemis anlasilan bu film. Daha karar veremedim gidip gitmemek konusunda... Burda sinema ne kadar biliyor musunuz?? 6.90 eurocuk yani euro 1.750.000 olsa yaklasik 12 milyon falan sanirim. Himmm, gerci simdi Istanbul'da da movieplexe gitsem o paradan asagiya cikamam degil mi? Cimriligin alemi yok, ben en iyisi filmimi popcornum esliginde izlemeye gideyim bu aksam. Ama sekerli degil tuzlu popcornla, ogghh simdi tadi yine aklima geldi de...

Dün 

Öncelikle sunu soyleyeyim, dun bir arkadasim dedi ki eskiden daha bir zevkle okuyormus benim blog'u. "Degisen ne" diye sordugumda da "artik basindan gecenleri anlatmaktan cok bize haberleri veriyorsun" dedi. Bir bakima hakli aslinda...

Neyse, gelelim dun neler olduguna. Aksamustu 16:00 da randevumuz vardi, bilgisayari gormeye gelecekti biri. Biz de Engin'le bilgisayarda ivir zivir yer tutan ne varsa hepsini alici gelmeden kaldiralim da bari hizi artsin bilgisayarin dedik. Yoksa, hayatta almaz diye endiseleniyorduk. Sonunda, baktik dosya ya da klasor silmekle olmuyor bu is, mecburen Norton Antivirus'u kaldirdik. Cunku bilgisayari esas yavaslatan oydu. Yani su an bilgisayar sonuna kadar acik her turlu virus saldirisina :( Amaa en azindan butun islerimi daha hizli yapabiliyorum bilgisayarimda ve bu da beni gayet memnun ediyor. Neyse, bilgisayara bakmaya alman bir adamla 12-13 yaslarindaki oglu geldi. Ama gercekten sadece baktilar. Cocuk kapinin agzinda durdu ve bilgisayari goremedi bile hic, adam da bilgisayar ekraninin tam karsina gecip bol bol bakisti ama elini bile surmedi :) Anlasilan onca temizligi bosuna yapmisiz bilgisayarda... Siki bir pazarliktan sonra zaten benim inmeye razi oldugum yere kadar dustuk fiyati ve 10 gun sonra teslim etmek uzere anlastik. Aslinda onlarin niyeti hemen alip arabalarina yuklemekti bilgisayari ama daha bizim coookk isimiz var. Buzdolabimi satarken oldugu gibi yine parayi elimde gormedikce icim rahat etmeyecek gerci, ya fikrinden cayarsa diye...

Su bilgisayar satisindan bahsetmisken, gecen haftaki bir olayi da kisaca aktarayim. O kadar isguzar insanlar var ki. Bakin ne oldu... Ben internetten okulun ilan panosuna verdim bilgisayarin ozelliklerini, istedigim fiyati vs. Ertesi gun cocugun tekinden e-mail geldi, ben de dedim herhalde ilgileniyor. Mesaji aynen soyleydi: "Benden sana bir tavsiye. Bilgisayari cok pahaliya satmaya calisiyorsun, onu hele de bu zamanda alan cikmaz. Sen iyisi mi bu ilani kis donemi baslarken ver" Insanlar neden boyle herseye burunlarini sokuyorlar hic anlamiyorum. Sanki ben keyfimden simdi satiyorum. Ben de biliyorum ogrencilerin Magdeburg'dan ayrildiklarini, kendi evlerine, ulkelerine geri donduklerini. Ama ben burdan ayrilirken daha kis donemi baslamis olmayacak ve de kimse gelmemis olacak. Sanki ben aptalim bunlari dusunemiyorum da bana akli sira akil hocaligi yapiyor. Ah keske yolladigi e-maili silmeseydim de bilgisayari sattim diye cevap atsaydim ona :)) Bu arada simdi aklima geldi de belki rakip bir saticiydi o da ve beni ortadan kaldirmak icin boyle yapti ki kendi bilgisayarini daha kolay satabilsin :P Nasil senaryo ama.

Dun aksam kampuste grill yaptik yine arkadaslarla. Emin Turkiye'ye donuyordu, hem onu ugurlamak amacli hem de degisiklik olsun diye... Gece yarisina dogru firtina cikti, biz hemen toparlanip kalktik tabii. Ama disarida cimlerde oturmaya devam eden arkadaslar yagmur bastirinca islanmislar tabii.

Kopuk kopuk oluyor ama aklima geldikce yaziyorum... Fotograf makinemi secerken cok isabetli bir karar almisim cunku benim icin en onemlisi karanlikta iyi cekmesiydi ve de gayet guzel, aydinlik fotograflara imkan veriyor. Gerci fotografi cekilenlerin gozleri mahvoluyor ama o kdar kusur kadi kizinda da olur :P

Thursday, August 12, 2004

Perseid Goktasi Yagmuru 

Göktaşı yağmurlarının en bilineni olan Perseid göktaşı yağmuru, bu gece ve gece yarısından yarın sabaha kadar gökyüzünü şenlendirecek.

Dünya'nın, Güneş çevresinde 130 yılda bir tur atan Swift - Tuttle kuyrukluyıldızının yörüngesi üzerinde bıraktığı kalıntıların içinden geçtiği 23 Temmuz - 22 Ağustos arasında görülen göktaşı yağmuru, bu gece yarısından sonra bu yılki en yoğun halini alacak.

Bu gece yarısından sabaha kadar saatte 200 kadar göktaşını görmek mümkün olacak. Yarın gece yarısından sonra Ay geç doğacağından sabaha doğru saatte 40 - 50 kadar göktaşı görülebilecek.

Karanlık bir yerin gözlem alanı olarak seçilmesi halinde göktaşı yağmurunu görme şansının daha da artacağına dikkat çekiliyor. Ankara Üniversitesi Gözlemevi, göktaşı yağmuru için kapılarını gökyüzü meraklılarına açacak.

Haber Milliyet'ten...

BD-ROM 

"BD-ROM" adı verilen yeni tip disk formatı, 25 GB bilgiyi depolama kapasitesine sahip olacak.
Sony Corp, Philips, Thomson, Dell Inc. ve Hewlett-Packard Co'ın da içinde bulunduğu 13 firma, bu yeni formatı, disk üreticilerinin kullanımına sundular.

Üretici ve tüketiciler için yeni olanaklar sunacak olan BD-ROM'un, 2005 sonunda piyasaya çıkması bekleniyor.

Doktor 

Ben bu Magdeburg'a giderayak yine iyice sinir olmaya basladim. Bu sabah, basimdan gecen olayi size aktarayim. Sonunda dayanamadim aylardir suren sikayetimi gidermek amaciyla doktordan randevu almaya karar verdim. Soyle ki o dalda toplam zaten 5 doktor mu ne var. Ilkini aradim, yeni hasta kabul etmiyorlarmis. Istanbul'daki taksi soforleri gibi. Isaret edip durdurursun, amcam nereye gidecegini sorar, isine gelmezse almaz seni arabaya, ohhh lükse bak. Ben bir keresinde sikayet etmistim de birini calistigi duraga hicbir ise yaramamisti, zaten yarasa sasardim. Neyse, konumuza geri donelim... Doktor, hasta begenmiyor iyi mi?! Cok sinirlendim tabii. Neyse, ondan sonra aradigim iki doktor da aksi gibi tatildeydi agustosun 20 kusuruna kadar. Artik en son baska bir doktor arandi ve nasil olduysa ne zamana randevu istiyorsunuz diye sorma lutfunda bulundu sekreter. Vee yarin sabahin 07.20sine randevu alindi. Burda da adet boyle. Eger cok ileri bir tarihe randevu almayi istemiyorsan, sabah 07:30 gibi gidip muayenehanede beklemeye basliyorsun. Belli bir saate kadar, ki bu saat 09:00 oluyor yani doktorun normal randevulu hastalari kabul etme saati, iceriye sirayla aliniyorsun. Yarin sehrin taaa bir ucuna gidecegim, offf offff.

Wednesday, August 11, 2004

Bugun 

Bugun sabahtan buzdolabimi sattim. Simdi yerinde yeller esiyor ve ben de mecburen odami bosaltana kadar arkadasimin buzdolabini kullanacagim, gocebe hayati gibi iki kat yukari cik esyalarini al dolaptan, sonra tekrar iki kat asagi in vs. Neyse, en azindan elimde kalmamis oldu. Boyle esyalarimin satilik ilanlari verdikce ve sattikca gitmek uzere oldugum fikri artik kafama dank etmeye basliyor. Soylemis miydim, ozleyecegim burayi diye :)

Bugun aslinda Barleber See'ye yuzmeye gidecektik ama bizim sansimiza sabahtan beri hic gunes yok. Her yeri bulutlar kaplamis vaziyette, hava acayip basik ve bogucu bir sicak var yine. Bir yagmur yagsa aslinda rahatlayacak ama... Bu arada, Cuma'dan itibaren burada da yagislar baslayacakmis maalesef :( Biz de madem yuzmeye gidemiyoruz bari badmington oynayalim dedik ve Nordpark'a gittik, sanirim 1.5 saat kadar oynadik, iyi spor oldu, seviyorum ben bu badmington oynamayi :)

I Robot'un orjinali gelmis, yarin aksam ona gidecegim, bakalim begenecek miyim, aranizda goren var mi?

Tuesday, August 10, 2004

Sicak Cok Sicakkk 

Kac gundur inanilmaz sicak burasi da ( sonunda!). Hatta, dun en yuksek sicaklik 34 derece olunca, mevsimin de en sicak gununu yasamisiz. Bence bugun daha bile sicakti. Artik ben de denize girmek istiyoruuummm.

In Cin Top Oynuyor 

Yasadigim sehir Almanya'nin kucuk sayilabilecek sehirlerinden biri ve genc nufusu oldukca kalabalik olmasina ragmen pazar gunleri ve gece 12'den sonra sokaklarinda in cin top oynuyor. Dun gece arkadaslarimla eve donerken (yururken) yolda tavsan gorduk :) Kaldirimda bizim onumuzde ziplaya dura ziplaya dura ilerliyordu. Ben tavsanlari hep beyaz diye dusunmustum ama bu seferki gri ve oldukca iriydi. Zaten once kedi zannettik ama kulaklarindan tavsan oldugunu farkettim. (Tabii biz kedi mi degil mi diye tartisirken duruyordu yerinde, ziplamaya henuz baslamamisti) Bundan birkac ay once ben Turkiye'deyken yine bizim arkadaslar bir gece cafe cikisi eve yururlerken guya (!) yolda kurt gorduklerini soylemislerdi! Tabii ki inanmadim, hatta, kurt kopegi gormussunuzdur siz diye de dalga gecmistim. Gerci hala inanmiyorum ama burada daha makul, tavsan ve kirpi gibi hayvanlari gormek cok mumkun. Gece bakiyorlar kimse yok ortalikta bos caddelerin keyfini suruyorlar.

Monday, August 09, 2004

Haftasonu 

Cumartesi gunu rejim yapmayi koydum aklima, ama nasil oldu da boyle salakca bir fikre kapildim bilmiyorum! Salakca diyorum cunku oyle sacma sapan bir diyet yapmaya kalkistim ki akli olan her insan bunun ne kadar mantiksiz ve yanlis oldugunu gorurdu. Neyse, benim de gormem icin yarim gun yetti zaten. Olum orucu kisacasi, ne o sok diyetmis ama sagliga hic zararli degilmis de bilmem ne, yalan! Nasil zararli degil! Neyse iste Pazar gunu bu diyete baslarim diye Cumartesi sabahtan Real'e gittim, alisverisimi yaptim. Alisveristen once biraz magaza baktim ama hicbir sey bulamadim kendime gore, cok gec kaldim cok. Her yerde indirim bitti de yeni sezon bile acildi. Vitrinlerde sonbahar kiyafetleri...

Real'den sonra eve dondum, oglen yemegine kadar ders yaptim. Sonra yemek, bilgisayar, gazeteler vs. Daha sonra da EnCin'i kandirdim, beraber Allee Center'a gittik ve o muhtesem dondurmacidan iki top dondurma yedim (rejimden once son turlarimi atmak icin :P en azindan ben oyle dusunuyorum). Hic Nutella'li dondurma yediniz mi??? Ben cok begeniyorum, adi ustunde Nutellali ve de cikolata parcali. Arkadaslarim hep benim dondurma tercihimi yadirgamislardir cunku hep eksi dondurmalari tercih ederim. Mesela limon, yabani visne vs. gibi. Zaten bana sen dondurma hic yeme derler ama damak zevki iste. Dondurmalarimizi alisveris merkezinin ortasindaki fiskiyenin onundeki banklarda oturarak yedik. Yine kucuk bir cocugun akli basindan gitmisti, fiskiye o kadar hosuna gitti ki kendinden gecti, cok seker birseydi. Erkek cocuklarini sevmeyen biri olarak ben bile bu cocugu o kadar sevdiysem dusunun artik siz gerisini... Ben bu kadar konusuyorum da umarim ileride erkek cocuk sahibi olmam :(( Dusuncesi bile kotu!

Neyse, daha sonra H&M'e gittik, yeni sezonu acmis. Oylesine girmistik ama girer girmez gozume cok guzel bir kot ilisti, giydim, super oldu ve hemen aldim :) Ve tabii cok da mutlu oldum. Alisveris beni cok mutlu ediyor, kotu bir sey... Ama neyse ki oldukca kontrolluyum, yoksa basim fena agrirdi bu yuzden.

Cumartesi aksami, Alpir ve Uyuyan Guzel'le universite tavlasi diye birsey oynadik, daha once hic duymamistim boyle bir oyun ama kalabalik olunca insanin deli gibi basi agriyor. Biz dort kisi uc tane de yurttan arkadasimiz gelince, her agizdan bir ses, basim kazan gibi oldu tabii. Yani cok da eglenemedim dogruyu soylemek gerekirse. Deli gibi bir bas agrisiyla geceyi sonlandirdim. Bir de ben Uyuyan Guzel'le oynuyordum, sagolsun ickinin dozunu kacirinca (karistirirken viski kola oranini ayarlayamamis da) cakirkeyif oldu, satranc gibi tavla oynayinca tabii hem benim uykum geldi hem de canim sikildi biraz. Bir de cok cabuk sinirleniyor hem de benim birsey soylememe gerek kalmadan. Soylene soylene oynadi durdu tavlayi, eh ben de cok eglenemedim sonlara dogru tabii. Oyun mu oynadim dayak mi yedim anlamadim o gece.

Pazar gunu malum rejim gunumdu. Yulaf ezmesi diye igrenc birseyi sutle yemem gerekiyordu ama tadina bakinca aynen tuvalete kosturmak zorunda kaldim. Ben hayatimda boyle igrenc bir sey yememistim. Hepsi oldugu gibi cope gitti tabii. Benim de rejim... Istanbul'da olsam ne guzel odamdaki aletde calisacagim boyle rejim gibi bir derdim olmayacak, zaten buraya geldikten sonra basladi bu bende. Hareket etmeyince boyle oluyor iste. Ama bu gercekten sondu, rejim mejim bir daha uzak dursun benden boyle sacma sapan menuler. Zaten ihtiyacim da yok ama ;)

Pazar gunu butun gun cok halsizdim, icimden hicbir sey yapmak gelmedi. Ne ders ne baska birsey. Ogleden sonra cikip Nordpark'ta badmington oynayacaktik ama ruzgar vardi, o da benim bahanem oldu. Aksam yine ayni dortlu universite tavla oynadik ama bu sefer herkes normaldi. Gerci yine yenildiler EnCin'le bana ve yine sinirden kopurdu birileri ama olsun en zaidnan dunku oyun hosuma gitti, basim agrimadi gurultuden vs...

Bu arada, gecenlerde Mersin'li bir arkadastan halk arasindaki bir inanisi ogrendim. Yedi gece ustuste yedi yildiz sayinca sonunda ruyanda evlenecegin kisiyi goruyormussun. Kulliyen yalan. Ama olur da son gece ruyamda bir erkek gorecek olursam iste inanis guya dogru cikmis olacak. Ki ben cogunlukla ruyalarimi hatirlamiyorum. Dun ucuncu geceydi. Bakalim unutmadan devam edebilecek miyim yedi gece :P Bu arada bir tehlikesi de var cunku EnCin gecen gece dedi ki: "Yedi gece sonunda ruyanda olur da beni gormezsen, gerisini sen dusun artik" Heh heh :)

Cuma Aksami 

Dun butun gun tembel teneke modunda dolandigim icin siteye girip birsey yazmak hic gelmedi icimden. Genel olarak guzel bir haftasonu gecirdim sayilir. Once Cuma aksamindan baslayalim. Cuma gunu arkadslarla topluca son kez mangal yapildi kampusteki cimlerde. Cun ku artik finaller bittigi icin hemen hemen herkes ya calismak icin baska bir sehre gidiyor ya da Turkiye'ye tatil icin geri donuyor. Bizbize kalcagiz burda yakinda. Yaz sicaklarinda kavrula kavrula tezimi yazmaya (daha dogrusu yazmam gerekiyor yazmam gerekiyor diye kendi kendime hatirlatmaya) devam edecegim. Son iki haftadir o kadar tembelim ki neredeyse hicbir sey yapmiyorum adamakilli, offff acilen bu miskinligi uzerimden atmam gerek, yoksa degil Eylul'e kisa bile bitmez bu tez :(

Ne diyordum? Evet, Cuma aksami grill vardi. Herkes kendi yiyecegi et, tavuk vs. gibi malzemeleri ve icecegini getirecekti, anlasma buydu. Biz de EnCin'le Real'den aldigimiz koftelerimizi goturduk, Metün sagolsun onlari mangalda yapip bizim karinciklarimizi doyurdu. Bu arada da bizim disimizda herkes mangalin etrafinda kedi gibi yalana yalana geziniyordu. Cunku geri kalan akilli arkadaslarimiz tek bir kisiye yikmislar alisveris isini ve o arkadasimiz da (Uyuyan Guzel) gidip grill'den 1 saat once buzluktan tavuk almis, hem de 4 kisi icin sadece 2 kg. Kemiklerin agirligini da sayarsak, tavuk kalmiyor gibi birsey :P Dort kisiye toplam alti tavuk dusecekti ki bu da onlarin dislerinin kovuguna bile gitmezdi. Gerci tavuklar buz tuttugu icin onu bile yiyemediler. Sonucta, bizim kalan kofteleri getirdik de evden onunla biraz karinlarini doyurdular. (Ben bu arada ikinc partimi de bitirmistim ama) Ardindan (bilmem kac saat gecti) donmus tavuklar kizarabildi de onlari da yediler :) Epey kalabaliktik. Yemek faslindan sonra baska arkadaslar da dahil oldular. Gec duymuslar, o yuzden evde kendi yemeklerini yiyip sonradan katildilar bize. Sohbet, samata guzeldi...

Dusunuyorum da ben burayi ozleyecegim....

Saturday, August 07, 2004

Kitap 

Bugun, bir web-log sitesine yeni cikan iki kitap hakkindaki dusuncelerimi yazdim kisaca. Daha dogrusu, bu kitaplar hakkindaki degil de genel olarak roman tarzindaki kitaplarla ilgili fikirlerimi... Asagiya copy paste ediyorum; sizinle de paylasayim istedim.
Bugun Sabah Gazetesi'nde iki yeni kitabin reklamini gordum. Biri Ayse Kulin'in Gece Sesleri, digeri de Alev Alatli'nin "Aydinlanma Degil Merhamet" adli kitaplari...
Kulin, bilinen seyleri tekrarladigi, Alatli da okuyucuyu bilgi bombardimanina tuttugu icin elestiriliyor. Yani kisacasi her ikisi de edebiyat cevreleri tarafindan cetvelin iki ayri ucuna oturtulup olumsuzca elestiriliyor. Halbuki, de okuyucularin her iki kitap icin de gorusleri gayet olumlu. Hem bence Kulin'in bu konuda elestirilmesi de cok hakli degil. Illa her roman insana yeni yeni seyler ogretecek demek degil ki bu. Tabii ki yeni seyler katsa guzel olur, tercih sebebidir ama sonucta bunlar ders kitabi degil ki... Hem mesela benim bu tarz romanlari okumadaki oncelikli amacim bilgi dagarcima yeni seyler katmak degil, hayal dunyami genisletmek, kendime ayirdigim zamani guzel ve eglenceli bir sekilde gecirmek ve gunluk kosusturmacadan bir an olsun kendimi uzaklastirabilmek. Bilmem sizler ne dusunursunuz...

Genel 

Sabah alisveris yapmak icin Real'e gittim, yarin rejime basliyorum da (yine!) onun icin birtakim seyler aldim. Buzdolabim tamtakir kalmis. Bu arada aklinizda olsun, bana yarindan itibaren fazla yaklasmayin, saldirabilirim. Malum, ac olunca saldirganlasiyorum ;) Hazir disari cikmisken birkac magaza da gezeyim dedim ama hicbir sey bulamadim. Indirim bitmis de yeni sezon mallari vitrinlere konmus bile. Indirimden arta kalan seyler de bes para etmez, gec kaldim disari cikip birseyler almak icin kendime. E bir turlu su uzerimdeki usengecligi atip cikip gezemedim ki dogru durust magazalari. Neyse, artik hayiflanmanin bir anlami yok.

Biraz evvel internette geziniyordum da Sabah Gazetesi'nde yeni bir kitabin reklamini gordum. Ayse Kulin'in Gece Sesleri. Elestirileri epey olumlu, sanirim gidince ilk is satin alip okuyacagim. Ideefixe'yi gezerken, Ask Mutfakta Piser'den sonra, Haziran ayinda Maeve Binchy'nin yeni bir kitabinin daha ciktigini ogrendim ve cookk sevindim :) Yeni kitabinin adi Hayatin Ta Kendisi Lokantasi. Onu da acilen alip okumam lazim, hatta oncelik listemde daha ust sirada :)

Aklima gelmisken, birseyden daha bahsedecektim. Ayse Arman hamileymis, ilk benden duyun istedim :P Bu arada farkettim de eskiden hem Asye Arman'a hem de Hincal Uluc'a sinir olurdum ama buraya geldim geleli ikisini de siki bir sekilde takip etmeye basladigimi farkettim. Zevklerim degisiyor anlasilan her gecen sene...


Friday, August 06, 2004

Bu Sabah 

Bu sabah erkenden kalkip disarida halletmem gereken bazi islerim vardi, onlari yaptim. EnCin'le trame bindik. Durakta keltos bir cocuk bindi trame, ben de daha onceden onu tanidigim icin EnCin'e donup, bak bilet kontrol eden gorevli bu dedim. Zaten, o da tanimis adami. Neyse, tram hareket etti ve basladi kontrol... Herkes teker teker gosteriyor biletini ya da ogrenci kimligini. Sira EnCin'e geldi ama aksilige bakki cuzdanindan cikartmis kimligini ve tabii hicbirsey gosteremedi. Kutuphane ve mensa kartlarini gostermis olsa da bir ise yaramadi maalesef ve 40.50 euroluk cezayi yedi bir guzel. Sonra, gorevliyle birlikte asagiya inip faturayi aldik vs. Ama ogrendigimiz kadariyla ogrenci kimligini bu tramlerin merkezine goturse bile belli bir miktar islem masrafi adi altinda para odemek zorundaymis (7.50 eurocuk kadar)

Neyse, bu hadiseden sonra isimizi hallettik ve City Caree'ye gitik. Saatimin dun aksam pili bitti, onu degistirmem gerekiyordu. Bir de baktik ki her yer saat 10:00'da aciliyor. Eh biz de ne yapalim oyalandik biraz oralarda. Kuyumcu acildiginda da goturdum, verdim saati. Hani bizde ozellikle sadece saatciler vardir ya burda hic oyle dukkanlar yok. Kuyumcular bakiyor pil degistirme vs. gibi islere de... En azindan benim yasadigim sehirde oyle. Saatim olmayinca kendimi ciplak gibi hissediyorum. Ve inadina daha sik kolumdaki saate bakasim geliyor. Ben yatarken bile kolundan saatini cikarmayan bir insan oldugum icin, dusunun artik dun aksamdan beri ne sikintilar cekiyorum.

Kuyumcuda tek bir gorevli vardi, yarim saat surer en az gidin bir kahve icin dedi, biz de uslu uslu peki teyzecigim deyip :P gittik bir cafeye... Hazir, kahvalti da etmemistim cok iyi oldu bu firsat :) Sicak cikolata ve yaninda da Domuz Kulagi yedim. Ismi cok komik geliyor degil mi insana. Ama sekli aynen iki buyuk kulak biciminde, zaten ismi de ordan geliyor. Hafif sekerli kruasan diyelim. Baska turlu nasil anlatilir bilemedim simdi.

Bugun arkadaslarim Barleber See'ye yuzmeye gidiyorlar ama ben gitmeyecegim, biraz ders calismam lazim maalesef, cok biraktim bu aralar tezi. Havalar artik boyle guzel gider gibi, ben de baska sefere giderim artik...

Thursday, August 05, 2004

Weather Pixie 

Vaaaayyy Weather Pixie kizim ilk defa uzerindeki kiyafetleri degistirip cok sik seyler giymis :) Eh tabii ilk defa 30 dereceyi gosterdi termometre.

Moralim Cok Bozuk 

Dun ogleden beri moralim bozuk :( Icimden bir sey yazmak gelmiyor ama sunu soyleyim Almanya'nin su burokratik islerine sinir oluyorum! Ne guzel Turkyie'deki gibi elimi kolumu sallayarak gezseydim, vize sorunuydu, oturma izniydi, saglik sigortasiydi, O2'ydu vs. bunlarla ugrasmadan gunluk guneslik olsaydi hersey ne olurdu ki sanki? Offff...

Aferin Bana 

Bugun yemege giderken kapimin uzerinde anahtarimi birakip oyle cikmisim disar, aferin bana! Yemegi bitirdikten sonra odama donerken cantam bir baktim anahtar yok, tabii acayip telaslandim. Kapinin uzerince oylece birakmis olabilecegim geldi aklima. Kosar adim yurda gittim hemen. Neyse ki anahtar onu biraktigim yerde yani sokak kapimin uzerinde koca anahtarligimla beraber duruyor. Gecen sene bir keresinde Boris de unutmustu da anahtarini kapisinin uzerinde, onunkini almislardi. Tabii mecburen gidip yeni anahtar cikartip, kilidini degistirmek ve okula da bunlar icin para bayilmak zorunda kalmisti. Neyse ki bugun o benim olmadigim 1 saat icerisinde kotu niyetli birileri gecmemis bizim kattan.

Super-Size Me 

Yazar-Yönetmen Morgan Spurlock, kendisini denek olarak kullandığı 'Super Size Me-Şişmanlatın Beni' isimli belgesel filminde fast-food'un insan sağlığını nasıl etkilediğini araştırdı.

Morgan Spurlock istediği sonuçlara ulaşmak için bir ay boyunca sadece fast-food gıdalarla beslendi. Bir ay sonunda karaciğeri iflas noktasına gelen Spurlock, tam 12 kilo aldı. 20 eyalette birçok değişik McDonald's lokanta zincirine giderek üç doktor ve kamera eşliğinde, üç öğün hamburger yemeye başladı.

Deneyin 21. gününde Spurlock şiddetli göğüs ağrıları yaşamaya başladı. Doktorlar deneyi daha fazla sürdürmemesi gerektiği konusunda onu uyardılarsa da, Spurlock onları dinlemedi. Daha sonraki günler yediklerini kusmaya başlayan yönetmenin yüzünde benekler oluştu, midesi şişti. Şiddetli baş ağrıları yaşamaya başladı. Kolesterol seviyesi ise 165'ten 230'a çıkmıştı.

2004 Sundance Film Festivali'nde En İyi Yönetmen Ödülü'nü alan Spurlock, bir ay sonunda belgeselini tamamladı. 75 bin dolardan daha az harcanarak ve 25 bin mil gezerek hazırlanan bu belgesel, Amerika ve Kanada'da 7 Mayıs'ta gösterime girdi. 7 milyon dolara yakın bir hasılat getiren film, tüm dünyada büyük yankı uyandırıyor. Aranizda goren var mi? Ya da Turkiye'ye geldi mi diye sorsam daha dogru olur belki de?

Wednesday, August 04, 2004

Fikra Gibi 

Az once Alpir, MSN'den bir link gonderdi; Yavuz Donat'in 1 Agustos'taki kose yazisi, fikra gibi bir hikaye... Okumak isterseniz buyrun tiklayin.

Bradcigim Pittcigim 

Bradcigim Pittcigim'in balmumundan ustu ciplak heykeli bugunden itibaren Amsterdam'daki Madame Tussauds Muzesi'nde sergilenmeye basliyormus. Hay Allah, ben Nisan'da gittigimde kacirmisim, tüh. Insan sunu daha once yapar yetistirir, hic dusunmuyorlar bizi hicc...

Pislik 

Bizim yurdun onunde toplam 2 ayri cop yeri var ve biri de tam benim odamin ilerisinde, karsisinda. Bugun sabah her zaman oldugu gibi pencerem agzina kadar acikti ama bu sefer farkli olan odamin icini les gibi bir kokunun sarmasiydi. Bir de baktim butun konteynerlerin agzi acik. Pislikten baska bir sey degil, cok canim sikildi. Ve de her tarafi ari sarmis durumda, cop atmaya giderken ne yapacagimi sasiriyorum artik :(

Johannisbeer 

Burada Real gibi supermarketlerde degisik degisik meyveler oluyor hep. Ben de genelde alip tadina bakiyorum meraktan. Ama maalesef bugune kadar hicbiri hosuma gitmemisti. Son olarak, uzum gibi ama daha minik taneli ve daha ufak salkimli kirmizi meyvali bir meyve aldim ve hayret ama begendim. Turkiye'de de vardir belki ama ben daha once hic gormemistim. Biraz eksimsi bir meyve. Neyse, sabah yikadim, biraz da EnCin'e verdim ki tadina baksin o da, yeni seyleri denemeyi seviyor. Ben begendim ya herkes begenir diye dusunurken gelen tepki "Ögh bu da ne" seklinde olunca sasirdim tabii. Ilk agzina aldigindaki tadini begenmemis ama sonra yiyince o da sevdi, daha dogrusu "fena degil" eddi. Ben elmanin da mayhos olanini sevdigim icin tam agzima layik. Eksi meyve sevenlere duyurulur...

Imdat, Basim Dertte 

Dun de yazmistim, arilarla basim dertte diye.. Bugun yine pesimi birakmadilar :( Hem de bu sefer hosuna gidecek sekerli bir seyde yoktu yanimda, ne kola ne de yemek vs. Mensaya gitmek icin EnCin'le evden ciktik, coplerimizi attik ve iste orada pesime takildi bir tanesi. Beni takip ediyor surekli, sacimin arkasinda yapisti kaldi neredeyse. Ben yuruyorum o da pesimden geliyor. Bu arada, EnCin de sirra kadem basti :) Sagolsun, neredeyse benden de cok korkuyor. Bir de beni iyice telaslandiriyor. Bana bir de guya onerilerde bulunuyor. Etrafimda donecekmisim, kosacakmisim vs. :) Oldu dedim, baska isim kalmadi, kampusteki herkese saklabanlik yapacaktim bir de. Neyse, ari arkada ben onde hizli hizli yurudum yemekhaneye kadar. Neyse ki basima birsey gelmedi. Acaba parfume geliyor olabilir mi diyorum... Donuste de bu sefer EnCin'in elinde kardes kardes hasir nesir oldular :)

Tuesday, August 03, 2004

Solucan Max 

Almanya'da "K2" adlı spor malzemesi üreticisi tarafından, ayakla birlikte uzayan çocuk spor ayakkabısı piyasaya sürülmus. "Solucan Max" adı verilen bu ayakkabıların satış fiyatı 49,90 euro imis. Merak ettim, bir dahaki sefere carsiya ciktigimda ayakkabicilarda bakacagim, kimbilir neye benziyor.

Paraguay'daki Supermarket Faciasi 

Malum birkac gundur Paraguay'daki yangin yazilip ciziliyor butun gazetelerde. Bugun sabah ogrendigim sey beni cok sasirtti. O kadar insan nasil iceride mahsur kalir diyordum ki meger supermarket yetkilileri insanlar aldiklari mallarin paralarini odemeden kacmasinlar o izdihamda diye kapilari kilitletmisler!!! PESSS. Alin simdi olulerden paralarinizi bakalim...

Genel 

Weather Pixie tekrar is basinda, oleyy, iyi ki template'imdan silmemisim :)

Bugun mensada sadece domuz vardi, o yuzden ben de EnCin ve Alpir'la Alex'e gittim ve her zaman oldugu gibi Ceaser's Wrap yedim ama bu sefer cok agir geldi. Sanirim icine koyduklari sos miktarini abartmislar. Tamam, Almanlarin su soslarina bayiliyorum ama hersey de bir yere kadar. Sanirim birazdan mide fesadi gecirecegim, midem bulaniyor :( Yemekten sonra trame binmeyip yurumeyi tercih ettik. Gelirken yol ustunde hep bir cilekci amca var, ondan yarim kilo cilegimi aldim yine, yikadim, dolabimda sogumakta. Yiyeyim diye beni bekliyor ama bilse ki midem cok kotu...

Yemek yine zehir oldu. Sirf midem bulaniyor diye demiyorum, yemek esnasinda cok canim sikildi. Niye mi?! Su igrenc yaratiklar yani arilar yuzunden, iyyk. Simdi kimse bana tutup da onlari savunmasin lutfen. Ayni sey Cumartesi gunu Weimar'da pizzacida yemek yerken de basimiza geldi. Once iceriye oturduk, sonra farkettik ki restoranin biraz ilerisinde dsarida duran masalar da oraya ait. Biz de alip iceceklerimizi disaridaki masalara gectik, pizzalar geldi ve tabii beraberinde arilar da! Ama ilgincti kolaya degil pizzalara geldiler. Hem yanimizdaki diger masalara degil, inatla bizim masaya. Haydii, sonra aldik butun tabak, catal, bicak, bardak vs.yi ve tekrar iceriye girdik. Ama sevgili Uyuyan Guzel arkadasimiz farketmemis ve cola bardagiyla beraber arilardan birini de iceri sokmus. Yani ayni sefillik iceride de devam etti. Bir yandan da milletin maskarasi olduk, tipki bugun cafede oldugu gibi... Bu arada, Uyuyan Guzeli bundan birkac sene evvel kahvalti masasinda, agzindan ari sokmus! Igrenc birsey, midem iyice bulanmaya basladi simdi dusununce manzarayi, iyyk :( Masaya ekmeginden bir lokma kopartip birakmis ve arinin teki de icine girmis, tabii bizim Uyuyan Guzel farketmeyip agzina atinca ekmegi olan olmus. Bu arada, domates cok iyi geliyormus ari sokmasina, aklinizda olsun. Ben amonyak diye duymustum ari sokmasina karsi hep ama onu da nerden bulacaksin hemen elinin altinda. Bir keresinde de beni sokmustu da hemen dis macunu sikmislardi sokulan yere, hic sismemisti ama cok kasinmisti.

Bu arada, yine inanilmaz bir gurultu var odamda :(( Yurtta her kattaki belli basli bazi odalara mutfak yapiliyor ve bu odalardan biri de maalesef benim 2 bitisigim oldugu icin butun ses ben de. Simdi de matkaplarla birseyler yapip duruyorlar. Sanirim bahcivandan sonra bu marangoz amcami da oldurme planlari ve senaryolari uretmeye baslayacagim yakinda...

Bir de bugun sabahtan kapim calindi cok kuvvetli. Dedim ya postaci ya da Hausmeister falan. Bir tek onlar boyle yumrukluyorlar kapiyi, tabii Boriscan ve Egoman disinda ;) Ben de tam giyiniyordum, o yuzden acamadim kapiyi, seslendim disariya ama cevap veren yok. Neyse, bir sure sonra actim kapiyi, karsimda bir kiz. Meger ben bu ayin sonunda odayi bosaltinca o yerlesecekmis buraya. Ne zaman cikacaksin diye soruyor. Ay sonunda dedim tabii. Ama onun 27sinde gitmesi gerekiyormus (memleketine herhalde) , esyalarini yerlestirecekmis buraya falan. HIc valla, daha once cikamam, kirami pasa pasa oduyorum, son gune kadar kalma niyetindeyim, hic kusura bakmasin. Evet, biliyorum kotuyum :P

Monday, August 02, 2004

Genel 

Bu sicakta utu de hic cekilmiyor, offf, canim cikti, ben eve donmek istiyorum artik, ohhh ne rahatmisim evdeyken, ekmek elden su golden. Ama artik tabii donunce ben de el atarim ev islerine, olmaz artik eskisi gibi yan gelip yatmak. Gerci benim annem bir alemdir, butun gun iste ve yollarda yorgunluktan cani cikmis olsa bile, dayanamaz, eve gelir gelmez bir ise girisir yine hemen. Cok ozledim ben evimi, annemi, ablami, abimi :) Eylul'e birsey kamadi neyse ki...
Bu arada demin utu yaparken Alper'den msn'den mesaj geldi, beyefendi sonunda eski nesil bir suserin referansiyla altinci nesil yazari olmus, cok sukur! :)

Weather Pixie 

Gecen haftadan beri Weather Pixie kizim bozuk :( Halbuki ne kadar guzel sol kosede durup beni havadurumundan haberdar ediyordu, hem de degisik degisik kiyafetleriyle gozumu senlendiriyordu. Template'tan sileyim diyorum ama elim varmiyor, belki siteyi tekrar duzeltirler diye bekliyorum, bakalim...

MMadness 

Farkettim de MMadness'i yapmayi unutmusum bugun... Iste sorular geliyor ama bu haftakiler true, false sorulari...

1. I always exercise my right to vote. (If you are under 18, 'I will always exercise my right to vote as soon as I am old enough to.') False

2. I pay little or no attention to the campaign ads aired on television prior to a presidential election. True

3. I can see myself running for some type of political office someday. False

4. I believe we will see a woman become president in my lifetime. False

5. I try to keep an open mind regarding all political issues. True

6. I believe the drinking age should be raised. False

7. I think the legal age to vote should be raised. False

8. I thought these qustions were interesting. False (sorry ;))

9. I will be back to play again!~Bonus Question~ (stole this idea from wild fl0w3r!) True

Sira ZealMail'de 

Giderek 'kızışan' Web tabanlı e-posta yarışında sınır 3 GB'a çıktı. Özellikle ticari işletmeler ve kar amacı gütmeyen kuruluşları hedefleyen Amerikalı ZealMail, üyelerine aylık 2-3 dolar karşılığında devasa bir e-posta alanı sunucağını duyurdu.

İnternet devi Google'ın Gmail ile ücretsiz 1 GB'lık e-posta alanı vereceğini duyurmasıyla başlayan web tabanlı e-posta yarışına son olarak Zeal Internet Services adlı Amerikalı bir şirket de katıldı. Firmanın hizmete soktuğu ZealMeal, 1 GB sınırını 3 GB'a çekiyor. Ancak ZealMeal henüz test aşamasında olan Gmail'in aksine ücretsiz değil. Bireysel müşteriler ve ticari işletmeler aylık 3, kar amacı gütmeyen kuruluşlar da 2 dolar karşılığında bu devasa e-posta alanına sahip olabilecek. Zmail'in 3 GB'lik alanı, Yahoo ve Hotmail'in yıllık 20 dolar karşılığında sunduğu depolama alanından da yaklaşık yüzde 50 oranında daha fazla.ZealMail 3 GB e-posta alanının yanı sıra abonelerine spam filtresi ve virüs taraması gibi ek hizmetler de sağlıyor.
Pop3, IMAP ve SMTP uyumlu olan yeni servisi kullananlar mesajlarını internet tarayıcısından kontrol edebildiği gibi Outlook ve Outlook Express gibi programları da kullanıbiliyor.ZealMail'in 3 GB'lik e-posta alanı, "Bu kadar alana gerek var mı?" dedirtecek kadar büyük olsa da geçmiş deneyimler internet kullanıcılarının web tabanlı e-posta servislerine para ödemeye sıcak bakmadığını gösteriyor. Örneğin Hotmail'in ücretsiz abonelerinin sayısı ücretlilerden çok daha fazla.

Amele Yanigi 

Butun yaz Almanya'ya cakildim kaldim, tatile bile gidemeyecegim diye uzulup dururken aslinda bunun biraz da anlamsiz bir sikayet oldugunu idrak ettim bugun. Nedenine gelince: Benim yaz tatili amacim nedir? Guzel bir tatil koyune gidip bir hafta boyunca guneslenip yuzmek sonra yine guneslenmek (gerci benim yaptigima golgelenmek desek daha dogru olur) ve yine yuzmek yuzmek. Ama denizde! Havuzu oldum olasi sevmemisimdir. Neyse, gecen haftadan beri havalar burada da tam yaz mevsimine uygun hale geldigi icin (sonunda!) Nordpark'a gidip gunesleniyorum EnCin'le. Evet evet yanlis duymadiniz, parkta gunesleniyoruz, kolaysa Turkiye'de yap bunu :) Tabii laf atanlardan ya da sessiz sessiz dursa bile bakislariyla yiyen amelelerden rahatsiz olmazsan! Burda ortam super. Hem sadece Magdeburg'da da degil; haftasonu Erfurt ve Weimar'a gittigimizde dikkat ettim de orada da insanlar sere serpe bikinilerle parklarda cimenlerin uzerine yatip gunesleniyorlar.
Neyse efendim, bendeniz yogurt gibi oldugum icin gunes gormeye gormeye tabii illa ki her sene oldugu gibi bu sene de kizardim yer yer ama oyle abuk sabuk yerler oyle dengesiz yanmislar ki cok kotu coookkk(feci bir cumle oldu farkindayim, ama su an dilbilgisiyle vs. ugrasamayacagim kusura bakmayin). Mesela boynum bembeyaz kalmis bir yandan cimenlerin uzerinde yatip guneslenmeye calisip bir yandan da tezim icin okudugum makalelere bakmaya calisirken.
Onumde iki secenek var: Ya havuza gidecegim ya da gole... (Barleber See'ye) Benim icin buyuk luks tabii bu. Gerci memleketi Balikesir ya da Mersin olan arkadaslar icin (bkz:Boriscan bkz: Uyuyan Güzel) gayet normal. Bazi insanlar sansli doguyor iste :)

Sunday, August 01, 2004

Biri Beni Isletiyor 

Sanirim biri beni fena halde isletiyor. Oyle degilse de ben bu duruma baska mantikli bir aciklama getiremedim. Kisacasi soyle: Hani bazi esyalarimi satmak icin ilan verdigimden bahsetmistim gecenlerde. O zaman bir cocuk (konusmasindan Cinli oldugunu tahmin ettigim) telefon edip masa lambami satin almak istedigini soylemis ve aksam saat 8'de gelecegini soylemisti. Ben de saf saf o gun onu tam 40 dakika odamda hapsolup beklemistim. Ama sonucta ne gelen olmustu ne de giden... Neyse, bugun oglen yine birisi aradi ayni ilan icin ve hemen gelip gorecegini soyledi. Ben de once bir sor bakalim ben musait miyim dedim (icimden tabii) ve hemen gelemeyecegini, evde olmadigimi soyledim. Ne dusuncesiz insanlar, once insan bir musait misin gelebilir miyim, ne zaman uygun sana diye sorar. Yok! Sanki ben onun kolesi, ona amade olmak zorundaymisim gibi... Neyse, bu sefer de saat 7 icin anlastik. Telefondaki kesinlikle ayni cocuk, sesini ve sivesini tanidim gecen seferden. Hem yine numarasi gizli, goremiyorum. Sonuc mu?! Tabii ki gelmedi. 50 dakika oldu ve hala ortalikta kimse yok ama bu sefer akillandim, bir daha ararsa telefonda kesin azarlayacagim. En azindan sinirimi cikartmis olurum!

This page is powered by Blogger. Isn't yours?

Weblog Commenting and Trackback by HaloScan.com
Degerlendirme Yapicaaammm! Ben de Yazicaaammm! Kim Ne Demis? E-mail
Hava Nasil Buralarda?
The WeatherPixie
Oyunlar